SÂDIK

 1. Velî, Allahü teâlânın sevgili kulları.

Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki:

Ey mü'minler! Allahü teâlâdan korkun ve dâimâ her zaman sâdıklar ile birlikte bulunun. (Tevbe sûresi: 120)

2. Doğru, yalan ve uydurma olmayan. Doğru sözlü, sözünde duran.

Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki:

"Bu (Allahü teâlânın Cennet'te cemâlini göstereceği) zaman sâdıka sıdkının fayda
vereceği zamandır. (Mâide sûresi: 119)

Sâdık dost ve hâlis kimyâ,
Az bulunur, hiç arama.
(İmâm-ı Şâfiî)

Sâdık dost, arkadaşının hüzün ve sevinçte ortağı olandır. (İmâm-ı Şâfiî)

Sâdık öyle kimsedir ki, dili hak söz konuşur ve sevâb kazandıracak laf söyler. Sâdık, Allahü teâlânın kılıcıdır. Kılıca karşı kim durabilir. Kılıca karşı duran iki parça olur. (Zünnûn-i Mısrî)

Sâdık kul, amel etmeden, hâlis kul amel edince, amelin tadını alır. (Ebû Türâb Nahşebî)

www.ehlisunnetbuyukleri.com