ARA
SORULARLA İSLAMİYET / SESLİ

İbni Sebeciler diyor ki:
(Resulullah Ebu Hüreyre’ye nalınlarını verip, bunlarla git, kelime-i şehadete iman edenlerin Cennete gireceklerini müjdele dedi. O da çıkıp müjdelemeye giderken Ömer onu gördü, ne yapacağını öğrenince ona vurdu, geri döndürdü. Ömer’in bu hareketi, Resulün emrini red etmektir. Böyle bir adamın halife olması, Müslümanların işlerinin bunun eline bırakılması nasıl caiz olabilir?)
CEVAP
Şimdi olaya bakalım:
Ebu Hüreyre hazretleri anlatır:
Resulullah beni çağırdı. Mübarek nalınlarını verdi. (Bunlarla git! Her karşılaştığına, Kelime-i şehadete iman edenlerin Cennete gireceklerini müjdele!) buyurdu. Emirlerini yapmak için sokağa çıktım. Önce, Ömer karşıma geldi. Nereye gidiyorsun, dedi. Müminlere müjde vermeye gittiğimi anlattım. Bana vurdu. Geri dön dedi. Ben de döndüm. Gelip Resulullaha anlatırken, Ömer de geldi. Resulullah, Ömer’e ne yaptığını sordu. O da, anam babam sana feda olsun ya Resulallah! Ebu Hüreyre’yi, nalın-ı şerifinizle gönderip (Kalbinde, kelime-i şehadete iman bulunanlara Cenneti müjdele) buyurmuşsunuz, dedi. Resulullah efendimiz de, (Evet) buyurdu. Ömer (Ya Resulallah! Bunu işitenler, buna güvenerek, farzları, vacipleri yapmakta gevşek davranabilirler) dedi. Resulullah da bu teklifi kabul buyurdu.

Hazret-i Ömer’in böyle yapması, Resulullahın emrini red etmek değildir. İtaatsız olmayı göstermez. Resulullaha düşüncesini, görüşünü bildirmiştir. Düşüncesi, ya kabul buyurulur veya kabul olunmaz. Resulullahın son emri beklenir. Resulullaha karşı (Anam babam sana feda olsun ya Resulallah!) diyerek, pek edeple, çok yumuşak, saygı ile söylemesi, emrini yapmaya hazır olduğunu açıkça göstermektedir. Resulullah, Hazret-i Ömer’i, bu işinden dolayı hiç paylamamış, Müslümanlar için iyi olduğunu görerek kabul buyurduğundan dolayı da, Ebu Hüreyre’ye, (Nalınları bırak ve öyle söyleme) buyurmuştur. [Kabul buyurmasa idi, sen karışma buyurur, Hazret-i Ebu Hüreyre’yi yeniden görevlendirirdi.]

Böyle işleri yalnız Hazret-i Ömer yapmış değildir. Hazret-i Ali dahil Eshab-ı kiramın çoğu da yapmıştı. Peygamber efendimiz de, çoğunu kabul buyurmuştu. Resulullah efendimiz, (Dünyaya gelen her insan için Cennette veya Cehennemde yer ayrılmıştır) buyurdu. (Buhari) Dinleyenlerden biri, ya Resulallah! Öyle ise, ibadet yapmasak da, Allahü teâlâ bize hangisinde yer ayırmış ise, oraya gitsek olur mu? dedi. Resulullah efendimiz bu kimseye (İbadetlerinizi bırakmayın. Çünkü, Cennete gideceklere, Cennete götürecek işler yaptırılır. Cehenneme gidecekler de, Cehenneme götürecek işleri yapar) buyurdu. Sonra, Velleyli suresinin beşinci âyetini okudu. İşte, Hazret-i Ömer’in konuşması, Resulullahın bu cevabına benzemektedir. Hatta, Hazret-i Ömer bu konuşmasını, Resulullahın bu hadis-i şerifine dayanarak yapmıştır. Yani, ya Resulallah! Cahillere bu gibi müjdeleri söylemenin uygun olmadığını sizden öğrendik. Çokları, Kelime-i şehadete güvenerek, farzları, vacipleri yapmayı, İslamiyet’e yapışmayı gevşetmesinler demek istedi. Hazret-i Ömer’in düşüncesinin ancak bu olduğu kabul buyurularak iyi karşılanmıştır.

Hazret-i Ali de, böyle, saygısızlık sanılan sözleri çok söylemiştir. Hatta, Nevasıb fırkası, böyle sözlerinden dolayı Hazret-i Ali’ye dil uzatır. Sapıklardan Abdülhamid Naci, bu sözleri vesikaları ile kitabında yazarak, imam-ı Ali’yi küçültmeye kalkışmıştır. Endülüs âlimlerinden Ali bin Ahmed ibni Hazm (Tafsil) kitabında ve Şii âlimlerinden şerif Mürtada (Tenzihül enbiya) kitabında bunlara cevap verip, Naci’yi red etmişlerdir. (Hucec-i katiyye)