ARA
SORULARLA İSLAMİYET / SESLİ
Sual: Tanımadığımız bir insanın iyi veya kötü olduğunu nasıl anlarız?
CEVAP
Sözlerine ve işlerine bakılır. Dine uygun hareket ediyorsa ve dine uygun konuşuyorsa iyi, dine aykırı ise kötüdür. Bir hadis-i şerif meali:
(Herkesin değeri, söylediği güzel sözlere, yaptığı iyi işlere göre ölçülür.) [M.Cami]

Sual: Herkese itimat ediyorum. Bu yüzden çok aldatılıyorum. Doğru mu yapıyorum?
CEVAP
Günümüzde herkese itimat etmek doğru değildir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Ahir zamanda, helal para ve kendisine itimat edilen arkadaş az bulunur.) [İ.Asakir]

Sual:
Arkadaşlarla bir araya geldiğimizde az da olsa dinden bahsedelim diyorum. İş için toplandık diyenler oluyor. Halbuki bahsedilse daha iyi değil mi?
CEVAP
Ne maksatla olursa olsun, yapılan toplantılarda, mutlaka dinden, imandan bahsetmeli, Allahü teâlâya hamd, Peygamber efendimize salevat getirmeli Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Allah’ı anmadan, Peygambere salevat getirmeden toplanıp dağılmak, leşin başından dağılmak gibidir.) [İ.Ahmed]

Sual: Oturmak için ev ararken nelere dikkat etmelidir?
CEVAP
Her Müslümanın, bilhassa yeni evlilerin, ehl-i sünnet olan ve haramlardan sakınan, ibadetini yapan salih Müslümanlar arasında ev araması gerekir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Ev satın almadan önce, komşuların nasıl olduklarını araştırınız! Yola çıkmadan önce, yol arkadaşınızı seçiniz!) [Şir’a]

Sual:
Bazen kadınlarla toplanıyoruz. Çeşitli dedikodular ediliyor, en azından boş şeyler konuşuluyor. Bu günahlardan kurtulmak için bir dua var mıdır?
CEVAP
Yapılan günahlar için tevbe-istiğfar etmek gerekir. Hak sahipleri ile de helalleşmek gerekir. Ayrıca Allahü teâlâyı anmalıdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Bir yerde toplanıp lüzumsuz şeyler konuşanlar, kalkarken, "Sübhanekallahümme ve bihamdike eşhedü en la ilahe illa ente estağfiruke ve etubü ileyke" okurlarsa, orada işledikleri günahlar affolur.) [Tirmizi]

Sual: Burada dini bilgisi olmayan yaşlı bir kadın, Kırk Yasin Toplantısı düzenliyor. Namazdan haberi olmayan ve tesettüre riayet etmeyen kadınları topluyor, çeşitli dedikodulardan sonra ezbere bilenlere Yasin okutuyor. Böylece Cennete gidileceğini söylüyor. Bu kadının yaptığı uygun mudur?
CEVAP
Sadece Belçika’da değil, dünyanın çeşitli yerlerinde dine aykırı acayip toplantılar yapılıyor, âdetler ibadetlere karıştırılıyor. Böyle toplantılarda muteber bir ilmihal okunması çok iyi olur. Çünkü itikadı düzgün olmayanın, bid'at işleyenin, ibadetleri kabul olmaz.

Sual: Bir arkadaşım var, iyilik olarak yaptığı şeylerin bana zararı dokunuyor. İyi niyetle yaptığı için, bana ahmak gibi geliyor. Ondan uzak durmam gerekir mi?
CEVAP
Verdiği zararlarının nasıl bir şey olduğunu bilmeden bir şey söylenmez. Belki zarar değil de siz zarar sanmış da olabilirsiniz.

Ahmaklık, kârını zararını bilmemek, iyiyi kötüyü ayıramamak, körü körüne bir şeye saplanıp gitmektir. İyilik yapıyorum sanarak kötülük eder, fitneye sebep olur. Susulacak yerde konuşur. Çeşitli zararlara sebep olur. Atalarımız, (Ürümesini bilmeyen it, sürüye kurt getirir) demişlerdir.

Bir ayı, kendisine faydası dokunan kişiye iyilik etmek ister. O kişi uyurken, yüzüne konan sinekler rahatsız etmesin diye, onlara taşla vurur. Tabii, o kişinin yüzü de parçalanır. Bunun için, (Akıllı düşman, ahmak dosttan iyidir) demişlerdir. Böyle dostlardan, iyilik yerine zarar gelir. Onlardan uzak durmalıdır. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Ahmakla ilgini kes.) [Beyheki]

Ahmak insanı iknaya çalışmak da boşunadır. Ona ne söylense faydasızdır. Fayda yerine zararı olur. Tartışmaya hiç gelmez. Bir hadis-i şerif meali de şöyledir:
(Ahmağa cevap verilmez.) [İslam Ahlakı]

Hadis imamlarından İbni Hibban hazretleri de, (Ahmağa verilecek en güzel cevap susmaktır) buyurmuştur. Tartışmak sadece ahmakla değil, herkesle de zararlıdır. (Tartışma, dostların dostluğunu azaltır, düşmanın düşmanlığını artırır) demişlerdir.

Sual: (Ahmaklardan uzak durmak gerekir) deniyor. Ahmaklık, bir kimsenin elinde midir? Bir de, herkes ondan uzak durursa, yalnızlığa itilmiş olmaz mı?
CEVAP
Uzak durun demek, hiç görüşmeyin, yalnız bırakın, tamamen irtibatı kesin demek değildir. Ahmak olan kimse, iyilik ettiğini sanarak kötülük eder, fitneye sebep olur. Susulacak yerde konuşur. Çeşitli zararlara sebep olur. Bundan dolayı, (Fazla samimi olmamalı, ona sır vermemeli ve onunla konuşurken çok dikkatli olmalı) denmek isteniyor.

Sual: Salih birisi hakkında, elde olmadan kötü düşündüğümüz oluyor. Bundan nasıl kurtulabiliriz?
CEVAP
İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Bu zamanda, doğru ile yanlış, iyi ile kötü birbirleriyle karışıktır. Salih kimsenin ara sıra, İslamiyet’e uymayan bir şey yaptığını görürse, kendisi bunu yapmamalı, iyi gözle bakarak, İslamiyet’e uygun görmeğe çalışmalı, iyi tarafını aramalıdır. İyi ve uygun yerini bulamazsa, bu beladan kurtulmak için, Allahü teâlâya yalvarmalıdır. Mubah olan bir şeyi yapmasından şüpheye düşerse, bu şüpheye kıymet vermemelidir. Her şeyin sahibi olan Allahü teâlâ, mubah şeyleri yasak etmemiş, beğenmezlik etmemişken, başkası, kendiliğinden nasıl karşı gelebilir? Çok yer vardır ki, bir şeyin daha iyisini yapmamak, yapmaktan daha iyi olur. Hadis-i şerifte, (Allahü teâlâ, azimetle iş yapmayı sevdiği gibi, ruhsatla yapmayı da sever) buyuruldu. (1/313)

Sual: Vera sahibi olmak için, nasıl hareket etmek gerekir?
CEVAP
Bir kimse, şu on şeye riayet etmedikçe tam vera sahibi olamaz:
1- Gıybet etmemeli.
2- Müminlere suizan etmemeli, kötü bilmemeli.
3- Kimse ile alay etmemeli.
4- Namahreme bakmamalı.
5- Doğruluktan ayrılmamalı.
6- Kibirlenmemeli.
7- Malını haramlara harcamamalı.
8- Nefsi için makam istememeli.
9- Beş vakit namazı vaktinde kılmayı, birinci görev bilmeli.
10- Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiği iman ve amellere uymalı. (Mekt. Rabbani 2/66)

Sual: İstişare ettiğimiz kimse yanlış cevap verirse, istişarenin faydası kalır mı?
CEVAP
İstişare, herkesle yapılmaz. O işin ehli olanla yapılır. Bir iş, ehliyle istişare edilirken, soran Allah rızası için sorar, cevap veren de Allah rızası için, ihlâsla cevap verirse, cevap yanlış bile olsa, Allahü teâlâ o işin neticesini hayra çevirir, yani o iş mutlaka hayırla sonuçlanır.

Sual: İhtiyaçlarını insanlara bildirmemeli deniyor. Bildirilmeyince insanın ihtiyacı nasıl karşılanır ki?
CEVAP
İhtiyaçların karşılanmasını Allahü teâlâdan değil de, insanlardan beklemek kast ediliyor. Hadis-i şerifte, (İnsan, ihtiyaçlarını, Allah’a havale ederse, ihtiyaçlarını [meydana getirecek sebepleri] ihsan eder) buyuruldu. Mesela, herkesin ona merhamet ve hizmet etmesini temin eder, böylece ihtiyaçları görülmüş olur. Başka bir hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(İnsan, ümit bağladığı yere havale edilir. Eğer Allah’tan başkasına ümit bağlamazsa, Allahü teâlâ da onun işini kendi üzerine alır, başkasına havale etmez.) [Hakîm]

Kim Allah için ise, Allah da onun içindir. Allahü teâlâ, her işte rıza-i ilahiyi düşüneni kendi himayesine alır. İnsanların rızasını gözetip, Rabbimizin rızasına uymayanların işini insanlara bırakır.

Yahya bin Muaz Razi hazretleri buyuruyor ki:
İnsanlar seni, Allah’ı sevdiğin kadar sever. Allah’tan korktuğun kadar, senden korkarlar. Allah’a itaat ettiğin kadar, sana itaat ederler. Ona itaatin nispetinde, sana hizmet ederler. Hülasa, her işin, Onun için olsun! Yoksa hiçbir işinin faydası olmaz. Hep kendini düşünme! Allahü teâlâdan başka, kimseye güvenme!

Sual: Bir hadis-i şerifte, (Bir kimse, sevmediği birisine bela, sıkıntı geldiği için sevinirse, Allah bu kimseye de bu belayı verir) buyurulmaktadır. Fasıklara, sapıklara ve gayrimüslimlere gelen belalara sevinmek de bu hadis-i şerife dahil midir?
CEVAP
Evet dahildir. Kâfire bile gelen belaya sevinmek, doğru değildir. Daha ölmeden dünyada iken bu belâya duçar olur. Müslümanlıkta, zâlim hariç, insanlara gelen belâya sevinmek, (oh iyi oldu) demek caiz değildir. Fakat Müslüman da olsa zâlim kimseye belâ gelirse, sevinmek caiz olur. Zâlim Ebu Cehil ölünce, Peygamberimiz sevinmiş, şükür secdesinde bulunmuştur. Bir zâlim ölünce sevinmenin caiz olması, mazlumların zulümden kurtulması içindir. Zâlime bir bela gelirse, belki ibret alır da zulümden vazgeçebilir.