ARA
SORULARLA İSLAMİYET / SESLİ

16-
İki Müslüman ordu birbiri ile savaşmaz mı? Savaşana kâfir denir mi?
Âyetle de Cennetle müjdelenmiş Talha ve Zübeyr hazretleri, Hazret-i Ali ile savaştığı için hâşâ kâfir mi oldu? Yine Temiz olduğu Kur'an-ı kerimde âyetlerle bildirilen ezvacı tahirattan Âişe validemiz, hâşâ kâfir mi oldu? Allahü teâlâ hâşâ Hazret-i Âişe’nin kâfir olacağını bilemedi mi ki onu Kur'anda övüyor? Yoksa Allah size göre geleceği bilemez mi?

Allah’ın açıkça buyurduğu bu âyetleri inkâr etmeniz, sizin ehl-i beyt düşmanı olduğunuzu açıkça göstermektedir. Hazret-i Ali kendisi ile savaşanlara kardeşimiz buyuruyor. Allah ise İki Müslüman ordunun arasını ıslah edin kardeşlerinizin arasını bulun buyuruyor. Siz ise âyetlere ve Hazret-i Ali’nin sözlerine karşı geliyorsunuz. Siz Hazret-i Ali’nin düşmanısınız. Dostu olan, Onun inandığı Allah gibi Eshabın hepsi Cennetlik der. Yoksa bu âyetleri Eshab-ı kiram mı değiştirdi?

17- Eshab-ı kiramın, ensarın büyüklerinden, Peygamber efendimizin mihmândârı, sancaktarı ve katiplerinden olan Halid bin Zeyd Ebu Eyyub-i Ensari hazretleri [Türkiye’de Eyüp Sultan denilmekle meşhurdur] 670 (H.50) senesinde fetih için geldiği İstanbul’da şehid olmuştur.

Evet, Eyüp Sultan hazretlerini her Müslümanın iyi tanıdığı gibi siz de iyi tanırsınız. Çünkü, Ebu Eyyub-i Ensari hazretleri, Cemel ve Sıffin vakalarında, Hazret-i Ali’nin yanında bulundu. Kumandanları arasında yer aldı. Hakemlerin kararı ile Hazret-i Muaviye halife seçildiği gün, Medine’de Hazret-i Ali tarafından vali idi. İlk imana gelenlerden ve hayatta iken ismen Cennetle müjdelenen on kişiden birisi olan Hazret-i Talha ile ahiret kardeşi idi. Resulullah efendimiz yapmıştı.

[Ki bu Talha hazretleri, Hicretin 36. yılında, Cemel vakasında, Hazret-i Ali’ye karşı savaş edenler arasında idi. Bu muharebede şehid olunca, Hazret-i Ali çok üzülmüştü. Ağlayarak yanına gitmiş, mübarek elleri ile, toprağı yüzünden silmişti. Cenaze namazını kendi kıldırmıştı.]

Evet, bu yüce sahabi, Resulullahın sancaktarı, Hazret-i Ali’nin kumandan ve valilerinden Hazret-i Halid, bir zaman önce kendisine karşı savaştığı Hazret-i Muaviye’nin, halifeliği zamanında İstanbul’un fethi için teşkil ettiği orduya katıldı. Birbirlerini sevmeselerdi, Hazret-i Ali efendimizin buyurduğu gibi, birbirlerini kardeş bilmeselerdi hiç Hazret-i Muaviye’nin halifeliği zamanında onun emrine girip, fetih için gönderdiği orduya katılır mıydı? Ki bu katılması onun şehid olmasına da sebep oldu.

Eyüp Sultan hazretlerinin bu yaptığına ne diyorsunuz? Yoksa, hâşâ o da mı sonradan sapıttı, mürted oldu diyorsunuz?

18- Hâşâ, Allahü teâlâ insanlar anlamasın diye şifreli mi konuşuyor, bilmece gibi mi konuşuyor? Eshabın hepsi Cennetlik diyor, Ben onlardan razıyım diyor. Bunun manası öyle değil demek, apaçık olan âyetleri tevil ederek, inkâr etmek demektir. Bu Batıniliktir. Yani Kur’anın Batıni manası var diyerek gerçek manasını inkâr etmektir. Çünkü Mealci denilen bazı kimseler, (Salat dua demektir, namaz dinimizde yoktur, dua vardır) diyorlar. Böylece namazı inkâr ediyorlar. Siz de apaçık âyet-i kerimeleri inkâr ediyorsunuz. Mesela, Ve küllen vaadallahü hüsna âyetindeki, Cennet anlamına gelen Hüsna kelimesini, Cehennem diye mi tevil ediyorsunuz? Allah Resulüne canlarını ve mallarını feda eden en güzide insanlara yani Resulullah efendimizin eş, dost, akraba ve arkadaşları olan Eshab-ı kirama verilecek en güzel şey nedir? Cennet nimetleri değil de, Cehennem azapları mı? Müteşabih ifadeler, hüküm bildiren âyetler değildir. Bunları kalbi bozuk olanlar tevil eder. İşte bir âyet-i kerime meali:

(Sana Kitabı indiren Odur. Onda Kitabın temeli olan kesin anlamlı âyetler vardır, diğerleri de çeşitli anlamlıdır. Kalblerinde eğrilik olan kimseler, fitne çıkarmak, kendilerine göre yorumlamak için onların çeşitli anlamlı olanlarına uyarlar. Oysa onların yorumunu ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar: “Ona inandık, hepsi Rabbimizin katındandır” derler. Bunu ancak akıl sahipleri düşünebilirler.) [Al-i İmran 7]

Bakın Allah ne buyuruyor, (Kalblerinde eğrilik olanlar, âyetleri tevil ederek, başka anlamlar çıkarırlar) buyuruyor. Kalbinde eğrilik olup da Allah’ın apaçık âyetlerini inkâr edenlere ne denir? Açıkça Cennetlik denilen eshab-ı kirama hakaret eden ibni Sebecilerin kalblerinde eğrilik olduğunu bu âyet açıkça bildiriyor. Yoksa, (hepsi Cennetlik) diye bildirilen bu âyeti de mi, (üç halife değiştirdi) diyorsunuz?

19- İmam-ı Cafer’in talebesi olan imam-ı a’zamı niye sevmiyorsunuz? İmam-ı a’zam, dine aykırı ne yaptı ki? Bir rafizi o, kıyas yaptı diyor. Peki hangi âyete hangi hadise aykırı kıyas yaptı? Sonra o âyete ve hadise aykırı olarak kıyas yapılmayacağını bilmiyor muydu? Aslında imam-ı a’zamı suçlamak onun hocası olan mübarek zatı yani imam-ı Cafer’i suçlamaktır. Hocasına aykırı tek şey yapmış değildir. Kur’an-ı kerime uygun olarak Eshab-ı kiramın tamamını sevmesi suç mudur? İmam-ı Cafer tamamını sevmiyor mu? Sevmeyen zaten Müslüman olamaz, âyetleri inkâr etmiş olur. İmam-ı Cafer hazretlerine bu iftirayı nasıl yaparsınız? Ona eshab-ı kiram düşmanı nasıl dersiniz?

20- İmam-ı Cafer Sadık hazretlerinin babası Muhammed Bakır hazretleri cahil birisi mi idi? Niye onun mezhebi yok? Oğlu Musa Kazım hazretlerinin, torunu Ali Rıza hazretlerinin niye mezhebi yok? Siz bunların mezheplerini niye kabul etmiyorsunuz?

Ne imam-ı Cafer, ne mübarek babası ve ne de oğlu ve torunu bir mezhep kurmadı. Kursa idi bütün Müslümanlar onlara tâbi olurdu.

21-
İmam-ı Cafer hazretlerinin mezhebi tedvin edildi mi? Edilmedi. Edilse idi, Müslümanlar imam-ı a’zamın hocasının mezhebini inkâr mı ederdi? Olacak şey mi bu? Biz imam-ı Muhammedi, imam-ı Ebu Yusuf’u kabul ediyoruz, hocaları olan imam-ı a’zamı kabul etmez miyiz? Farklı ictihadları olur. Bu rahmettir. İmam-ı Cafer hazretlerinin bir mezhebi olsa idi, her şeyden önce onun mezhebine bağlanırdık. Ehl-i sünnet ehl-i beytin düşmanı mı, Peygamber düşmanı mı? Bu ne çirkin iftira böyle?

22- Hazret-i Ali’ye Allah diyen, Peygamber diyen, Korkak diyen, İki yüzlü diyen, Kâfir diyen ibni Sebeciye dur dersek, sapık dersek, melun dersek, kâfir dersek, Hazret-i Ali’ye ve ehl-i beyte mi saldırmış oluruz? Sizlerin rafiziden farkınız ne? Yani onlar eshabın tamamı Cehennemlik diyor, siz ise beşi hariç mi diyorsunuz? Bu kadarcık mı fark var?

23- Aranızda kaç tane Ebu Bekir, kaç tane Ömer, kaç tane Osman ismi var? Bu üç halife Hazret-i Ali’nin hakkını gasp etmiş midir? Bunlar mürted mi değil mi? Mürted değilse niye hiçbirinin ismini koymuyorsunuz? Eshab-ı kiramın kaçı mürteddir kaçı değildir? Ehl-i sünnet samimi ki Hazret-i Ali’nin ismini çocuklarına koyar, camilerimizde isimleri vardır. İbni Sebeciler samimi olmadıkları için camilere kesinlikle Resulullahın arkadaşlarının yani eshabın ismini koymazlar. Bu Resulullaha ve âyetlere açıkça hakaret değil mi?

24- Sünnilikte dört hak mezhep vardır. Hangi mezhebin esasları arasında Ehl-i beyte nefret bildirilmiştir? Hepsinde de Ehl-i beyt övülmemiş midir? Sünniler arasında yaşayan serserinin birisi, içki içer, zina eder, Hazret-i Ali’ye, hatta dine imana sövüp sayarsa, bak sünniler Hazret-i Ali’ye sövüyor denir mi? Bu kadar insafsızlık olur mu? Şianın gulat olanlarında Hazret-i Ali’ye peygamber hatta Allah diyen yok mu? Bunların inançları bütün şiileri bağlar mı?

Mesela bir türkü var:
Musa ile Tur dağında Ali’yi gördüm Ali’yi diye. Bunu rafiziler uydurmuştur. Yani Ali Allah’tır Musa ile Tur dağında konuşmuştur diyorlar. Siz böyle diyenlerden ne kadar farklısınız? Eshab-ı kiramın beşi hariç hepsi kâfir diyen, mürted diyenlerin hangi sözüne inanılır ki? Allah övüyor, onlara Cenneti verdim diyor. Eğer bunları da tevil ederseniz size artık ne denir? Sözümüz, Kur’anın apaçık âyetlerine, Buhari gibi Müslim gibi meşhur hadis kitaplarına inananlaradır. Kur'anda namazın nasıl kılınacağı yazılı değil. Hadislere inanmazsanız o zaman ortada din kalmaz. Hâşâ suç Allah’ın olur, niye dini eksik gönderdi diye. Hâşâ, Allahü teâlâ, dinini eksik mi gönderdi, eshabın mürted olacağını bilemedi de onun için mi onlara (Ben onlardan razıyım, hepsine Cenneti vaad ediyorum) dedi?

25- Münafıklar için inen âyetleri eshab-ı kirama yüklüyor, onlar için indiğini söylüyorsunuz. Hâşâ diyelim ki eshab için indi, üç halife için indi. Peki niye dördüncü halife bunların içinde yok? Hazret-i Ali bunlardan istisna edilmiş mi? Üç halifeyi münafık sayarken Hazret-i Ali’yi de aynı kefeye koyduğunuzun farkında mısınız? Herkesi suçluyor, münafık muamelesi yapıyorsunuz, bari Hazret-i Ali’ye bunu yapmayın. Yoksa Hazret-i Ali eshabdan değil miydi? Hazret-i Abbas eshabdan değil miydi? Hazret-i Ammar eshabdan değil miydi? Eshab suçlanınca bunlar da suçlanmış olur. Bildirdiğiniz âyetler eshab içinse, bunlar niye o âyetlere muhatap değil?

Eshab-ı kiramı itab eden âyetlerden hâşâ onların kâfir olduğu hükmü nasıl çıkarılabilir? O itab edilen âyetlerin içinde Hazret-i Ali’nin olmadığına dair deliliniz nedir?

O âyetlerde eshab kötüleniyor da Hazret-i Ali niye kötülenmiyor? Yani Hazret-i Ali eshabdan değil mi demek istiyorsunuz? O melek mi, yoksa peygamber mi? Öyle ya, eshab kötüleniyor, içlerinde büyük ihtimal üç halife var, Halid bin Velid var, vahiy katibi var, fakat niye dördüncü halife yok? Buna deliliniz ne? Yani diğer eshab kötüleniyor Hazret-i Ali bundan nasıl istisna ediliyor?

Halbuki Allah, eshabın tamamı Cennetliktir tamamından razıyım buyuruyor, siz bazılarını bundan istisna ediyorsunuz. Bu ise Allah’ı yalancı çıkarmak, Ona isyan ve Onu inkâr etmek demektir. Yahut da bu âyetleri üç halife ve arkadaşları koydurdu demektir. Bu soru bütün ibni Sebecilerin belini kıran bir sorudur. Çünkü ya Kur’an inkâr edilecek veya eshabın tamamı Cennetlik denilecek.

26- Münafıklar için inen âyetleri biliyorsunuz da, niye eshab-ı kiramı öven âyetleri görmüyorsunuz, inanmıyor musunuz? O âyetleri Allah göndermedi mi? Allah’ın âyetlerini niye gizliyorsunuz? Âyetleri gizleyenlerin kâfir olduğunu bilmiyor musunuz? Hazret-i Ali’ye bile mushafı gizledi diye iftira ediyorsunuz. Hazret-i Ali’ye iftira eden diğer eshaba niye iftira etmesin ki? Siz açıkça ibni Sebe’nin oyununa geliyorsunuz. İbni Sebe’nin görüşlerini ne zaman terk edeceksiniz?

Vehhabi, ya resulallah şefaat diyene müşrik diyor, müşrikler için âyet-i kerimeleri gösteriyor, siz de münafıklar için inen âyetleri gösterip, eshaba saldırıyorsunuz. Hâşâ diyelim ki o âyetler sizin dediğiniz gibi eshab-ı kiram için yani Hazret-i Ebu Bekir, Hazret-i Ömer ve Hazret-i Osman için indi, peki Hazret-i Ali için inmediği nereden belli? İstisna mı var? Hazret-i Ali bundan hariç deniyor mu? Hazret-i Ali nasıl istisna oldu, istisna olduğunun delili nedir?

Eshab-ı kiramın hepsinin Cennetlik olduğu açıkça bildiriliyor. Allah bir âyette onların Cennetlik olduğunu söyler de öteki âyette münafık olduğunu Cehennemlik olduğunu söyler mi? Âyetlerde tenakuz olur mu? Siz üç halifeyi suçlayacağız diye, Kur’ana, Allah’a dil uzatmış oluyorsunuz. Kâfirlerden farkınız ne? Rafiziler, Allah bu işe müdahale etmedi diye Allah’a kızıyorlar. Siz de Allah Eshabın hepsi Cennetlik dediği için kızıyorsunuz. Aranızdaki fark ne?

27- Rafizilerin, (Bazı âyetlerde, eshabın itab edildiğini [azarlandığını] dolayısıyla Eshabın hepsinin hayırlı olduğunu bildiren âyetlerle çelişkilidir. Bu da Kur’anın üç halife tarafından değiştirilmiş olduğunu göstermektedir) demeleri de yanlıştır. Evet Eshab-ı kiramı itab eden âyetler vardır. Peygamber efendimizi itab eden âyetler de vardır. Bu âyetler, Peygamber efendimizin şânına noksanlık getirmeyeceği gibi, Eshab-ı kiramın şânına da noksanlık getirmez. Vefat ederken, kağıt istemesi de vahiy ile değildi. Çünkü dinin kemal bulduğu, bildirilecek bir şeyin kalmadığı âyetle bildirilmişti. Her sözü, her işi vahiy ile olsaydı, bazı sözüne ve işine, Allahü teâlâ itiraz etmez, itab eylemezdi. Abese suresinin başından 11 âyet, Resulullahı itab etmektedir. A’ma olan İbni ümmi Mektum hazretleri, Peygamberimiz, müşrikleri imana davet ederken, içeri girip, (bana dinimi öğret) diye bağırmıştı. Peygamber efendimiz de, şimdi sırası mı gibilerinden yüzünü ekşitmişti. Allahü teâlâ, bu yaptığının yanlış olduğunu bildirmişti. Peygamber efendimiz, bu zatı görünce, (Rabbimin, beni azarlamasına sebep olan zat) diye hitap ederdi. Başka âyetlerde de buyuruluyor ki:
(Ey Peygamberim, zevcelerinin rızasını düşünerek, Allah’ın helal ettiğini, neden kendine haram yapıyorsun?) [Tahrim 1]

(Resulüm doğru yalancı bilinmeden önce, niçin onlara izin verdin? Allah, bu işini affetti.)
[Tevbe 43]

Resulullah bir münafığın cenaze namazını kılmaya hazırlandığı zaman da şu âyet-i kerime gelmişti.:
(Resulüm, Onlardan [münafıklardan, kâfirlerden] ölen kimsenin namazını sakın kılma, kabri başında da durma! Çünkü onlar Allah’ı ve Peygamberini inkâr ettiler, fasık olarak öldüler.) [Tevbe 84]

Savaşta alınan esirleri mal karşılığı olarak salıverince şu âyet-i kerime gelmişti:
(Resulüm, yeryüzünde savaşırken, düşmanı yere sermeden esir almak [alınan esirleri mal karşılığı olarak salıvermek] hiçbir peygambere yaraşmaz. Siz geçici dünya malını istiyorsunuz, Allah ise, ahireti kazanmanızı istiyor.) [Enfal 67]

Beydavi tefsirinde, esirleri koyuvermeyi bildiren bu âyet-i kerimenin tefsirinde deniliyor ki, (Bu âyet-i kerime, Peygamberlerin ictihad ettikleri ve ictihadlarında yanılabileceklerini gösteriyor. Ama hatalarının, kendilerine hemen bildirildiğini, yanlışlarının düzeltildiğini göstermektedir.)

Peygamberlerin ictihadları hatalı kalmazdı. Mesela, Bedir gazasında alınan esirlere yapılacak şey için, Server-i âlem bazı Sahabe-i kiram ile birlikte bir türlü, Ömer ise, başka türlü ictihad etmişlerdi. Sonra, âyet-i kerime gelerek, Allahü teâlâ, Hazret-i Ömer’in ictihadının doğru olduğunu bildirdi. Bunun gibi Abese suresi de, bir ictihad hatasını düzeltmek için nazil olmuştu. Peygamber efendimizin vefatları sırasında, hokka ve kalem hakkındaki emirlerinin anlaşılmasında Hazret-i Ömer’in ictihadı, yine böyledir.

Bunlar gibi âyet-i kerimeler, Kur'an-ı kerimde çoktur. Bundan anlaşılıyor ki, bazı sözleri ve işleri, kendi isteği ve ictihadı ile idi. Kağıt istemesi de böyle idi. Hazret-i Ömer de kendi ictihadı ile istediğini bildiği için, rahatsız etmemek için kağıt verilmesin dedi. Nitekim dediği gibi oldu. Vahiy ile istemiş olsaydı, isteğinden vazgeçmez, tekrar isterdi.

Resulullah efendimiz böyle âyetlerle itab edilince, Eshab-ı kiramın itab edilmesi normaldir, onların şânını eksiltmez. Sonra Eshab-ı kiramı itab eden âyetler içinde, üç halifenin olduğunu söylenip de, Hazret-i Ali’nin olmadığı iddia edilemez. Çünkü o da diğer sahabe gibi Eshabdan birisi idi.

Aslında Resulullahı itab eden bu âyetler, (Kur’anı Muhammed kendisi arkadaşlarıyla yazdı) diyen misyonerlere, (Eshab Kur’anı değiştirdi, ekleme çıkarma yaptılar) diyen ibni Sebe’nin peşinden gidenlere en güzel cevaptır. Kur'ana el uzatılabilseydi, Resulullahı ve Eshabı itab eden âyetler Kur’ana alınır mıydı hiç?

Bu nasıl hayırlı eshab ki .... diye yazılar yazıyorsunuz.. Acaba şimdi bu nasıl peygamber ki.... diyebilecek misiniz? Eshabın hatası olur. Resulullahın bile yukarıdaki âyetlerde yanıldığı görülmüştür. Resulullaha böyle ictihadlarından dolayı dil uzatılamayacağı gibi, hepsi Cennetlik olan eshaba da dil uzatılamaz.

Tekrar ediyorum, kağıt meselesi, fedek hurmalığı meselesi, sizin bildiğiniz gibi değildir. Faraza öyle bile olsa, bir hata yapılmıştır. Allah bu hatanın yapılacağını biliyor muydu? Elbette biliyordu, buna rağmen onlara Cennetlik demesi, onların bu hatalarının affedildiğini göstermez mi? Allah onlardan razıdır, onlara Cenneti vaad etmiştir, size ne oluyor?

28- Diyorsunuz ki: Onlar nasıl en hayırlı insanlardır ki, onların içinde münafıklar kol geziyor ve onlarca âyete ilaveten bir sure sırf eshabın münafıkları hakkında iniyor ve onları şiddetle kınıyor? Durum bundan ibaret iken, nasıl olur da eshabın tamamı insanların en hayırlıları olabilir?

Eshab için Hayırlı insanlar tabirini Allah kullanıyor. Siz böyle söylemekle sadece Hazret-i Ali’ye dil uzatmakla kalmıyor, bizzat Resulullaha ve Allah’a da dil uzatıyorsunuz. Münafıklar Resulullahla beraber değil miydiler? Hazret-i Ali ile beraber değil miydiler? Hazret-i Ali hayırlı insan değil miydi? Ne diye münafikları aralarında barındırıyordu? Kol gezdiriyordu? Siz ne dediğini bilmeyecek kadar şuursuz musunuz yoksa?

Hepsinin Cennetlik olduğunu Allah haber veriyor. (Hadid 10, Tevbe 100, Nisa 95, Al-i imran 110, Feth 29, Nisa 95)

Siz münafıklarla eshabı kasten karıştırıyorsunuz. Hâşâ Allah bir yerde hepsi Cennetlik diyor, öteki yerde Cehennemlik mi diyor? Cehennemlik olanlar münafıklardır.

Eshab-ı kiramdan bir tanesi Cehennemlik demek, Allah’ı yalanlamak olur. Allah hepsi diyor, siz münafıklarla ilgili âyetleri eshab için indi diyebiliyorsunuz. Hâşâ, eshab için indi diyelim, üç halife bu âyetlere muhatap da Hazret-i Ali bundan müstesna mıdır? Elbette böyle bir şey yok. Hazret-i Ali’ye münafık dediğinizin farkında mısınız? Güya peşinden gittiğinize de münafık diyorsunuz, öyle ise siz nesiniz, siz kimsiniz?

29- Dinimizde yas tutmak olmadığı hatta yasakladığı halde, 10 Muharremde insanların kendilerine eziyet etmesine fırsat veriyorsunuz, bunun dinde yeri yok demiyorsunuz. Uydurma bile olsa, yas tutmak gerekir diye bir tek hadis var mı? Olamaz, çünkü, her peygamberin vefat günü yas günü olurdu. Şehidlerin vefat günleri yas günleri olurdu. Hazret-i Hamza’nın şehid edilmesinin yas günü mü ilan edildi? Niye Hazret-i Ali’nin vefatında yas tutmuyor, zincir vurmuyorsunuz da, oğlunun şehid edilmesinde vuruyorsunuz. İkisi de şehid oldu. Hazret-i Hasan var, o da şehid oldu. Hazret-i Ali’den daha üstün olan Hazret-i Yahya var, Hazret-i Zekeriya var. Peygamberimiz bu mübarek peygamberler için yas mı tuttu? İbni Sebe’nin oyununa geliyorsunuz. Sizin kendinize eziyet etmeniz belki bizi ilgilendirmez ama, bir insan olarak insan acıyor, sebepsiz yere insan kendini döver mi? Böyle bir din, böyle bir mezhep olur mu? Hangi âyet ve hangi hadisle böyle bir şey ibadet olsun. Bu o büyük zatlara sevgi değildir. Hazret-i Hüseyin’i seven kendine zulmetmez.

Yas tutmak âyette hadiste var mı? Tutarsanız tutun. Kur'anda ve hadiste olmadığı için biz tutmayız. Madem yas tutmak onları sevmektir, Peygamberimizin vefat yıldönümünde niye yas tutmuyorsunuz? Hazret-i Ali’nin şehid edildiği yıldönümünde niye yas tutmuyorsunuz? Hazret-i Hasan’ın şehid edildiği yıldönümünde niye yas tutmuyorsunuz? Resulullahın kayınpederi Hazret-i Ömer’in bir yahudi tarafından şehid edildiği günde niye bayram yapıyorsunuz?

30- Bir de siz vehhabiler gibi büyük günah işleyene kâfir gözü ile bakıyorsunuz. Allah ben eshabın tamamından razıyım, hepsi Cennetlik buyuruyor. Siz bunu kabul etmiyorsunuz. Allah sadece şirk koşanları yani kâfir olarak öleni affetmem buyuruyor. Siz adam öldüreni içki içeni, zina edeni kâfir gözü ile görüyorsunuz. Vehhabilerden bu konuda farkınız ne? Size göre de büyük günah işleyen kâfir olur mu?

31- Diyorsunuz ki, Muaviye’ye hazret denilince tepemizin tası atıyor.
Neden Allah’a kızıyor ve tepeniz atıyor ki? Allah hepsi Cennetliktir diyor, onlardan razıyım diyor. Allah böyle dedi diye, yani eshaba hazret dedi diye niye tepeniz atar ki? Allah’ı niye suçluyorsunuz ki? Allah Eshab için en hayırlı ümmet tabirini kullanıyor. Hazret bu kelimenin yanında solda sıfır kalır. Demek Allah’a böyle kızıyor tepeniz atıyor öyle mi?

Hazret-i Muaviye’nin Hazret-i Hüseyin’in şehid edilmesi ile hiç ilgisi yok. Onun vefatından sonra şehid edilmiştir. Hatta Yezid denilen fasık adamın bile haberi yok. Diyelim ki bizzat Hazret-i Muaviye, Hazret-i Hüseyin radıyallahü anhı şehid etmiş olsa bile, Allah Müslüman olan kâfirin bütün günahlarını affettiğine göre, size ne oluyor? Allah onlar için en hayırlı ümmet tabirini kullanıyor, İncil’de ve Tevrat’ta onları övdüğünü bildiriyor. Hepsine Hüsnayı söz veriyorum diyor. Allah’ın böyle söylemesine niye tepeniz atar ki?

Buna kraldan çok kralcılık denir. Yani Allah affediyor, siz affedemiyorsunuz. Peygamber efendimiz, amcasının katiline, öldürülmesi an meselesi iken, kardeşinize yer verin buyuruyor, (Hamza ile Vahşi’yi kol kola Cennete girerken gördüm) buyuruyor. Allah affettim diyor, Resulü affediyor, size ne oluyor? Allah’ın Cennetlik dediği mübarek insanlara bu düşmanlık nedir?

32- Diyorsunuz ki: (Aklı bir kenara bırakırsak işin içinden hiç çıkamazsınız, yani bizim bilgilerimize uydurma diyerek belki kendinizce işin içinden çıkarsınız ama akıl olunca mümkün olmaz.)

Aklı bir kenara bırakan kim? Hangi akıl, âyetleri inkâr edenin aklı mı? Allah, (Hepsi Cennetlik) buyuruyor. Sizin aklınız, bir kısmı anlıyor. Böyle akıla, akıl denir mi hiç? Allah hepsi derken Onu yalancı çıkaran akla turp suyu sıkmalı. Allahü teâlâ, hepsinden razıyım buyuruyor. Siz razı olmuyorsunuz, böyle akla akıl denir mi hiç? Akıllı âyetlere uyan kimsedir, Hazret-i Ali’ye iftira etmeyen kimse akıllıdır, 17 bin âyeti sakladı diye ona iftira etmeyen akıl kıymetlidir. Hazret-i Ali’nin damadına ve Resulullahın kayınpederine yani Hazret-i Ömer’e saldıran akıl, akıl mıdır? Müminlerin annesine yani Peygamber efendimizin mübarek zevcesi Hazret-i Âişe’ye saldıran akla akıl denir mi hiç? Resulullahın damadına, kayınpederine, kayınvalidesine, kayınbiraderine saldıran akla akıl denir mi hiç?

33-
Müta nikahı ile alınan kadın bir erkeğe vâris olur mu? Bu kadının, bu erkekten olan çocuğu da, bu adama vâris olur mu? Müta nikahının helal olduğunu bildiren bir âyet var mı? Yoksa eshab bunu da mı Kur'andan çıkardı? Yoksa hâşâ Allah, zevce ve cariyeyi söyleyip de müta nikahı ile alınanı unuttu mu? Yani hâşâ suç Allah’ta mı yoksa oraya koymayan eshabda mı?

34-
İmam tayin etmek, Rabbülâlemin üzerine vacip midir? Allahü teâlâ bir şeyi yapmaya veya yapmamaya mecbur mudur?

35- Eshabın beşi hariç hepsine hâşâ kâfir diyorsunuz. Kur’anı da değiştirdiler diyorsunuz. Hadis-i şeriflere de uydurma diyorsunuz. Peygamberin eşine dostuna akrabasına da hâşâ kâfir diyorsunuz. Daha geriye ne kaldı? Evet, daha geriye ne kaldı? İslamiyet adına ne kaldı? Bu İslamiyet’i yıkmak istemek değil midir? İslamiyet’i yıkmak daha nasıl olur?

Bu iddialarınızın temeli Allah Resulünü inkâr etmek, Onun zamanının en kötü zaman, Onun sohbet ve irşadının en kötü sohbet ve irşad olduğunu, arkadaşlarının akrabalarının hâşâ münafık, kâfir, cani olduğunu işlemek, insanları buna inandırmak, dolayısıyla İslamiyet’i yıkmaktır. Hatta güya savunduğunuz ehl-i beyti bile, hâşâ, mevki makam, mal mülk düşkünü, korkak, sahtekâr, iki yüzlü münafık gösteriyorsunuz.

Kur’ana inanma, namaz kılma, oruç tutma, dinin sahibine, arkadaşlarına, akrabalarına hakaret et, lanet et, bu laneti ibadet say, bu nasıl din, desenize erkekçe bizim İslamla alakamız yok, bizim dinimiz böyle diye. Niye açıkça demiyorsunuz? Niye takıyye yapıyorsunuz?