ARA
SORULARLA İSLAMİYET / SESLİ
Sual: Hıristiyanlıkta belli başlı inançlar nelerdir?
CEVAP
Hıristiyanların inançlarından bazıları şöyledir:

1-
Biz de tek ilaha inanırız. İlah birdir, aynı zamanda üçtür. Üç, bir demektir. Üç tane bir, birbiriyle çarpılırsa yine bir çıkar. Tanrının üç sıfatı vardır. Bir bardak suyun da üç hâli var: Sıvı, katı ve buhar; ama su aynıdır. İşte biz de ilahı böyle biliyoruz. Yani Baba ilah, Oğul ilah, Kutsal ruh İsa... Bu eskiden böyleydi; ama şu anda işleyen ruh İsa’dır. Şimdi biz tanrı olarak tek olan İsa Mesih’e inanırız. İsa tek olunca tek Tanrıya inanmış oluyoruz.

Tanrı, Tevrat’tan sonra İsa Mesih vasfına büründü. Baba tanrıdan oğul tanrı oldu. Sonra da İsa Mesih oldu, yani şimdi İsa Mesih’ten başka tanrı yoktur. Böylece biz de tek tanrıya inanmış oluyoruz.

İsa göğe çıkınca babanın sağına oturmuştu. Sonra Baba tanrı, İsa ile birleşti. Tek Tanrı oldu. Şimdi o tanrının adı İsa’dır. Böylece biz de tek Tanrıya inanmış oluyoruz.

2-
Her çocuk günahkâr doğar. İsa, bu günahlara fidye için öldü. Tanrı, insanların günahını affettirmek için, kendi oğlunu haçta öldürtmüştür. Başka çare bulamadı, mecburen biricik oğlunu feda etti! Merhametinden böyle yaptı. Kutsal kitabımızda, (Tanrı, merhametsiz olsaydı, herkese kendi borcunu ödetirdi. Adil, merhametli olduğu ve dünyayı çok sevdiği için, herkesin affolması için biricik oğlunu feda etti) diye bildiriliyor. (Yuhanna 3: 16)

Tanrının bir planı vardı ve bunun olması gerekliydi; çünkü kutsal kitapta, (Her şey kanla temizlenir ve kan dökülmeden bağışlama olmaz) diye yazılıdır. (İbraniler, 9: 22)

Musa zamanında İsrail halkı günahları için kurban keserler ve günahları bağışlanırdı; ama İsa’da böyle olmadı. Çünkü o Tanrının kuzusuydu. (Yuhanna 1: 29)

İsa Mesih bütün günahkâr insanlar için son kurban oldu. Onun kanı bizlerin günahlarını bağışladı. Bütün dünya günahsızdır. Artık başka bir kurbana ihtiyaç yoktur. Mukaddes kitabımızda, (Kurtuluş için İsa’nın kurban edilmesi kâfidir) diye bildiriliyor. (İbraniler, 9: 25, 26)

(İsa son kurban ise, günahlarımız affolmuşsa, ne diye misyonerlerle dünyayı Hıristiyan yapmaya çalışıyorlar ve papazlar ne günahı çıkarıyorlar?) diye sormayın. O işe sizin aklınız ermez. Hıristiyanlık dinini sizin aklınız, mantığınız almaz. Yani Hıristiyanlık size saçma gelebilir. Tanrı sizin gibi düşünmez.

3- Vaftiz
ve İşâ-i rabbânî denilen iki önemli ayinimiz vardır. Vaftiz, Hıristiyanlığa kabul âyinidir. Kilisede yapılır. Vaftizle, doğuştan gelen günahtan temizlenmiş oluruz.

İkinci âyin olan İşâ-i rabbânî, Eucharist veya Mass Communion veya Holy Communion denir ki, kudsî paylaşma demektir.

İşâ-i rabbânî
veya Ehvaristiya kurban âyininde, ekmek ve şarabın konulduğu ve etrafında cemaatin toplandığı taşa, Altar denilir. Bu âyinde de müzik bulunur. Mukaddes olan ekmek, kırılınca, kurban icra edilmiş, ekmek, şaraba batırılıp yenilince de, Tanrı ile manevi olarak birleşme olur.

Yani mayalı veya mayasız bir parça ekmek ile bir miktar şaraba papaz okuduğu zaman, ekmek İsa’nın eti, şarap da kanı olur. Kilisede bu ekmek ve şarabı aramızda paylaşarak yer içeriz. Böylece İsa, kurban edilmiş ve yenilip içilmiş olur.

Biz Hıristiyanlar böyle onun etini yiyip, kanını içerek onunla birleşiriz. İşlemiş olduğumuz günahlar bu şekilde, Tanrının oğlunu kurban ederek affolur.

4-
İncillerimizin durumuna sizin aklınız ermez. Bunlar, Kutsal Ruhun yönlendirmesi ile Tanrısal vahiy yoluyla İsa Mesih’in hayatından kesitler, öğütler, uyarılar ve İsa’nın elçileri tarafından yapılmış olaylar ve söylenmiş sözlerdir. [Yani asırlardır düzeltiyoruz, değiştiriyoruz biz hâlâ tam anlamadık, siz nerden anlayacaksınız demek istiyorlar.]

5-
İnsanlar, Tanrı’ya dua edemez. Ancak papazlar dua edebilir ve herkesin günahını affedebilir. Kutsal kitabımızda, (Doğru olan bir kişi bile yoktur) diye bildiriliyor. (Romalılar 3: 10)

6-
İnsanın ruhunu ancak papazlar temizler, beden ise daima günahkâr kalan çirkin bir şeyden ibarettir. Yine kutsal kitabımızda, (Yasanın gereklerini yani dinin emirlerini yapmakla hiç kimse, Tanrı katında aklanmaz) diye bildiriliyor. (Romalılar 3: 20)

7-
Papa günahsızdır. Onun her yaptığı iş doğrudur.

Çin Fağfuru ve iki Cizvit papazı
Sual:
Cizvit ne demektir? Çin Fağfurunun Cizvit papazlarına sorduğu sualler nelerdir?
CEVAP
Cizvit,
[Fr. Jésuite] 1512’de papazların kurduğu bir misyoner derneğidir.

İlk defa, iki Cizvit papazı, Çinlileri Hıristiyanlığa davet için Kanton şehrine gelmişti. Kanton valisinden Hıristiyanlığı anlatmak için izin istediler. Vali bunlara önem vermediyse de Cizvitler, onu her gün gelip rahatsız ettiklerinden, sonunda (Ben bu mesele için Çin Fağfurundan [kralından] izin almaya mecburum. Kendisine haber vereceğim) dedi ve meseleyi Çin Fağfuruna bildirdi. Gelen cevapta, (Bunları bana gönderin. Ne istediklerini anlayayım) denildiği için, Cizvitleri Çin’in merkezi olan Pekin’e yolladı.

Bu durumdan haber almış olan Budist rahipler, telaşa düştüler ve (Bu adamlar Hıristiyanlık adı altında ortaya çıkan yeni bir dini halkımıza telkin etmeye çalışıyorlar. Bunlar Buda’yı tanımıyorlar. Böylece, halkımızı yanlış bir yola sokacaklar. Lütfen onları buradan kovun!) diye Fağfura yalvardılar. Fağfur, (Önce ne söylediklerini bir anlayalım, ondan sonra karar veririz) dedi. Ülkenin sayılı devlet ve din adamlarından oluşan bir meclis kuruldu. Cizvitleri bu meclise davet ederek, (Yaymak istediğiniz dinin esasları nedir, anlatın) dedi. Bunun üzerine, Cizvitler şöyle anlattılar:

(Yeri ve göğü yaratan ilah, Tanrı birdir; fakat aynı zamanda üçtür. Tanrının biricik oğlu ve Ruh-ul-kudüs de birer ilahtır. Bu Tanrı, Âdem ve Havva’yı yaratıp, Cennete koydu. Onlara her nimeti verdi. Yalnız bir ağaçtan yememelerini emretti. Şeytan, Havva’yı aldatıp, Tanrının emrine karşı geldiler ve o ağacın meyvesinden yediler. Bunun üzerine Tanrı, onları Cennetten çıkardı ve dünyaya gönderdi. Burada onların evlatları, torunları ortaya çıktı; fakat bütün bunlar dedelerinin işlediği günahla kirlenmiştir. Hepsi günahkârdır. Bu hâl, tam 6000 yıl devam etti. Nihayet Tanrı, insanlara acıdı ve onların günahını affettirmek için kendi öz oğlunu onlara göndermekten ve bu biricik oğlunu günah kefareti için kurban etmekten başka çare bulamadı. İşte, bizim inandığımız Tanrının oğlu olan İsa budur.

Arabistan’ın kuzeyinde Kudüs denilen bir şehir vardır. Kudüs’te Celile denilen bir yer, Celile’nin de, Nâsırâ (Nazareth) köyünde Meryem isminde bir kız bulunuyordu. Bu kız, Yusuf ismindeki bir marangoz ile nişanlanmışsa da, henüz bakireydi. Bu kız bir gün tenha bir yerde bulunurken, Ruh-ül-kudüs gelip, ona Tanrının oğlunu ilkâ etti [koydu]. Yani, kız bakireyken hâmile oldu. Bundan sonra, nişanlısı ile Kudüs’e giderlerken Beytülahim’de bir ahır içinde çocuğu oldu. Tanrının oğlunu ahırdaki yemlik içine koydular. Doğuda bulunan rahipler, onun doğduğunu, gökte birden bire yeniden peyda olan bir yıldızdan öğrenerek hediyelerle onu aramaya çıktılar ve nihayet bu ahırda buldular. Ona secde ettiler.

Tanrının oğlu İsa, 33 yaşına kadar vaaz etti. (Ben Tanrının oğluyum. Bana inanın, sizi kurtarmaya geldim) dedi ve ölüleri diriltmek, âmâların gözünü açmak, topalları yürütmek, cüzzamlıları tedavi etmek, denizde fırtınaları durdurmak, iki balıkla on bin kişiyi doyurmak, kışın meyve vermediği için bir incir ağacını bir işaretle kurutmak gibi birçok mucizeler gösterdiyse de, az sayıda insan ona inandı. Nihayet hain Yahudiler, Onu Romalılara şikâyet ettiler ve Onun haça gerilmesine sebep oldular; fakat İsa, haçta öldükten 3 gün sonra, tekrar dirilerek, kendisine inananlara göründü. Bundan sonra göğe çıkıp babasının sağ tarafına oturdu. Babası da dünyanın bütün işlerini Ona terk etti. İşte bizim dinimizin esası budur. Buna inananlar, öteki dünyada Cennete, inanmayanlar ise Cehenneme gideceklerdir) dediler.

Bu sözleri dinleyen Çin Fağfuru, papazlara dedi ki:

— Siz, Tanrı hem bir, hem de üçtür, diyorsunuz. Bu, “iki iki daha beş eder” gibi manasız bir sözdür. Bunu açıklayın!

Bu Tanrının bir sırrıdır. İnsanların aklı buna ermez.

— Yeri, göğü ve bütün âlemi yaratan çok kudretli Tanrı, kullarından birinin işlediği bir günah için, onun bu işten haberi bile olmayan bütün soyunu nasıl günahkâr sayar? Bunların affı için nasıl olur da, kendi öz oğlunu kurban etmekten başka çare bulamaz? Tanrı âciz olur mu? Bu, onun büyüklüğüne yakışır mı hiç?

Bu da, Tanrının bir sırrıdır. Sır açıklanamaz, sadece inanılır.

— İsa, bir incir ağacından mevsimsiz meyve istemiş. Ağaç vermeyince, onu kurutmuş. Mevsimi olmadan meyve vermek, bir ağacın yapamayacağı bir şeydir. Buna rağmen İsa’nın buna kızıp ağacı kurutması, mucize midir, zulüm müdür? Bir Peygamber, size göre bir ilah bunu nasıl yapar?

Bu işler manevi işlerdir. Tanrının sırlarıdır. İnsanların akılları buna ermez.

— Size izin veriyorum. Gidin, Çin’in istediğiniz yerinde misyonerlik yapın!

Papazlar çıkınca Fağfur, meclistekilere şunları söyledi:

— Çin’de böyle saçmalara inanacak bir ahmağın bulunacağını sanmadığım için, bu papazların böyle hurafeleri anlatmalarında hiçbir mahzur görmedim. Eminim ki, bunları dinleyenler, dünyada hurafelerle dolu ne ahmak milletler bulunduğunu göreceklerdir. (Diyâ-ül-kulûb)