ARA
SORULARLA İSLAMİYET / SESLİ
Sual: Bazı kimseler diyor ki: «Evlenirken asalet çok önemlidir, asil kimse ile evlenmeli, yani ana babası iyi insan olmalı. Hatta, terbiyenin de önemi olmaz, mesela, Cebrail’in terbiye ettiği kimse eşkıya oldu, ama Firavunun terbiye ettiği Musa peygamber oldu. Kim terbiye ederse etsin, çocuk asil değilse eşkıya olur, Firavun bile terbiye etse çocuk asilse peygamber olur. Asalet olmayınca, verilen terbiyenin de fazla etkisi olmaz. Bakırı ne kadar silip parlatsanız, üç gün sonra gene kararmaya başlar. Sunî [yapay] parlaklık kısa bir zaman devam eder. Altın kirlenmez, kirlense bile silinince gider.» Asalet bu kadar önemli midir, dindar olmanın önemi yok mudur?
CEVAP
Evet asalet çok önemlidir, evlenirken asil aile olmasına dikkat etmelidir, ancak asalet her şey değildir. Bahsettiğiniz yazıda, asaletin önemini anlatmak için akla nefse hoş gelen, felsefe kokan örneklerle naklin dışına çıkmak çok yanlıştır. Dinde nakil esastır. Evliyanın ilhamı bile senet değildir. Din adına söylenilen ve yazılan her harfin hesabı vardır. Ehl-i sünnet âlimlerinden nakil değil ise, çok şiddetli zararı ve azabı vardır.

Asalet her şey olsaydı, hâşâ dinler lüzumsuz yere gönderilmiş olurdu. Âdem babamızdan ve Havva validemizden sonra hiçbir insanın kâfir olmaması lazım gelirdi.

Asalet her şey olsaydı, babası kâfir olan bir insanın Müslüman olmaması lazım gelirdi. Halbuki Müslüman olup evliya bile, İslam âlimi bile olanları vardır. Mesela Ebu cehil kâfirinin oğlu Hazret-i İkrime radıyallahü anh eshab-ı kiramdan idi. Yani sonraki gelen evliyadan da büyük zat idi.

Asalet her şey olsaydı, babası peygamber iken kâfir olanlar olmazdı. Halbuki Hazret-i Âdem’in oğlu Kabil ve Hazret-i Nuh’un oğlu Kenan kâfir idi. Çocuk mutlaka babaya çeker diye bir kural yoktur.

Bir başka husus, eğitimle, terbiye ile de bir insan peygamber olmaz. Peygamberlik Allahü teâlâ tarafından verilir.

Bir kimse, asil bir aileye mensup olmasa da, güzel huylu ise, dindar ise, onun için güzel huyu ve dindarlığı asaletten çok kıymetlidir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Güzel huy gibi asalet olmaz.) [İbni Mace]

(Kadın, malı, güzelliği, asaleti ve dindarlığı için nikah edilir. Sen dindar olanı seç ki, maddi ve manevi nimete kavuşasın!)
[Buhari]

(Kadını sırf malı ve güzelliği için alan, malından da, güzelliğinden de hayır görmez. Dindarlığı için evlenene Allahü teâlâ ikisini de nasip eder.)
[Taberani]

(Kadını güzelliği için tercih etmemeli, güzelliği onu helake sürükleyebilir. Sırf malı için de tercih etmeyin, malı onu zarara sokabilir. Dindar olanla evlenin!)
[İbni Mace]

Nasihat ile asaletsiz insan da terbiye edilebilir. Onun için Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Nasihat et, nasihat müminlere elbette fayda verir.) [Zariyat 55]

Asaletsiz olanı da terbiye etmek mümkün olmasaydı, Peygamber efendimiz, (Ahlakınızı güzelleştirin) buyurur muydu? (İbni Lal)

Hazret-i Lokmana, (Edep, asalet, mal ve ilimden hangisi daha üstündür?) diye sordular. (Edep asaletten, ilim maldan üstündür) buyurdu.


Fakir bir gencin ibretli mektubu
Biz fakir gençlerin müşterek derdi, evlenip bir yuva kuramamaktır. Tahsille birlikte para, hemen her kapıyı açıyor. Bunlar yoksa, ister ağzınızla kuş tutun, ister salih olun faydası yok. Çoğu, (Hem salih olsun, hem de zengin ve tahsilli olsun) diyor. Üçünün bir arada bulunması her zaman mümkün mü? Salih olduktan sonra diğerlerinin üstünde durmalarının sebebini anlayamadık.

Tavsiye üzerine beş-on kişiye gittik. Birisi, (Kardeşim, namaz kıl yeter. Başka şey istemiyoruz) dedi. Tamam dedim, işte bu oldu. Kızın babası, (Madem bir yuva kuracaksın, yuvan sağlam olmalı. Evine şunları al, nişanı yapalım) diyerek bir liste uzattı. Bulaşık makinesi ve temizlik robotundan tutun da, mobilyaya kadar, ancak zenginlerin evinde bulunan bütün ev eşyalarını yazmış. Hepsinin değeri beş on bin lirayı aşıyor.

Listeyi veren zata gidip, (Vallahi ben banka soyamam) dedim. Bana, tuhaf tuhaf bakarak, (Ne bankası, niçin soyacaksın?) dedi. (Verdiğiniz listedeki eşyaları alabilmem için zengin olamadığıma göre, başka çıkar yol yok) dedim. Son cevabı şu oldu: (Evlenecek genç, bu eşyaları hazırlamış olması gerekirdi. Ben evladımı sokakta bulmadım. Benim kızım bunlar olmadan iş yapamaz.)

(Hani namaz kılmam yeterliydi, madem kızına bunlar şartsa, kendiniz alın) diyemeden ayrıldım.
Başkalarına da gittim. Onlar daha baştan, (Evin var mı, şunları alabilecek misin?) diye soruyorlar. Benden hayır cevabını alınca, onlar da hayır diyorlar.

Bir de çok fakir bir ailenin kızına talip oldum. Babası, (Biliyorsun, biz fakiriz. Bütün düğün masraflarını sen yapacaksın. Evine de hiç değilse, şu eşyaları alacaksın) dedi. (Gücüm yettikçe alsam olmaz mı?) dedim. (Öteki kızımı senin gibi birisine verdim. Kuru evde, kızcağız perişan oldu. Bunu da aynı duruma düşürmek istemiyorum) dedi.

Hiçbir problem çıkarmayan fakir birisine gittim. O da, (Kızımı yalnız oturtacaksın, yanına anneni istemeyiz) dedi.

Diğer fakir arkadaşlarımız da buna benzer olaylarla karşılaştı. Kimine kısa boylu dediler, kimine çirkin dediler. Kimine de çok iri dediler. Kimini de içgüveyi olarak istediler. Fakat para ve tahsil olsaydı, belki bunlara hiç bakmazlardı.

Efendim, durumlar böyledir. Bu gidişle evde kalacağım...Bir kızın küfvü [dengi] ne demektir? Ana babamız günahkâr diye mi başımıza bunlar geliyor? Asalet nedir?
CEVAP
Bahsettiğiniz olaylar, hemen her yerde, her zaman böyledir. Asırlardan beri, (Şimdi rağbet güzel ile zengine) demişlerdir. Bunu yıkmak çok zordur. Bunu ancak, gerçekten dinine bağlı olanlar yıkabilir. Bunlar hiç yok değildir. Bize rastlamamışsa da mutlaka vardır. (Onlar zengindir, bize kız vermez) diye suizan etmek de doğru olmaz. Uygun görülen kapıları çalmalı, bir açan bulunur inşallah.

Allahü teâlâya dua edip hayırlısını istemelidir! Rabbimizin bir adı Mucib’dir. Yani kendisine çevrilen elleri boş çevirmez, boş çevirmekten hayâ eder. Yeter ki şartlarına uygun dua edilsin!

Eskiden Ankara’da zengin, itibarlı bir zat varmış. Evlenen herkes, ona danışırlarmış. (Beyim, falancanın oğlu kızımızı istedi. Verelim mi?) derlermiş. Eğer kendileri uygun görürlerse, bu zat da, (Haydi hayırlı olsun) dermiş. Eğer bu evliliğe rızaları yoksa, (Emriniz başımızın üzerine. Fakat bir de kıza, dayısına, amcasına sorsak) derlermiş. Sorup gelenler şöyle dermiş: (Efendim, emriniz başımızın üzerine, ben razıyım. Fakat kız, (Beni evlendirmeye kalkarsanız, intihar ederim) diyor. Amcası ile dayısı, (Ona kız vermeyiz, evlendirilirse, kan gövdeyi götürür) diyorlar. Yine biz sizin emrinize göre hareket ederiz. İtibarlı zat da, ister istemez, (İşin içinde kan varsa, elbette olmaz. Bu işler iki tarafın rızası ile olur) dermiş. O itibarlı zat, (Herkes bize kendi isteklerini onaylatmak için geliyor. Hiç kimse bizim tavsiyemize uymuyor) diye yakınırmış.

Asaletin önemi
Asalet, diğer hasletlerle birlikte olursa kıymetlidir. Herkes Âdem aleyhisselamdan gelmiştir. Her iyi kimsenin çocukları iyi olur, her kötünün çocukları da kötü olur diye bir kaide yoktur.

Hazret-i Âdem’in ve Hazret-i Nuh’un oğlunun biri kâfir olmuştur. Nuh aleyhisselam ile Lut aleyhisselamın hanımı kâfir idi. Ebu Cehil kâfirinin oğlu ise, insanların en üstünlerinden, yani sahâbi idi. Peygamber efendimizin öz amcası Ebu Leheb kâfir idi.

Ana-babanızın günahkâr olmasından dolayı, sizlerin de iyi bir insan olamayacağı anlamını çıkarmanız çok yanlıştır. Allahü teâlâ, kötüden iyi, iyiden kötü yaratır. Kur’an-ı kerimde, birkaç yerde, (Ölüden diri, diriden ölü çıkarır) buyuruyor. (Al-i İmrân 27)

İslam âlimleri bu âyet-i kerimeyi açıklarken, (Kâfirden Müslüman, Müslümandan kâfir yaratır) buyurmuşlardır. Bunun için, soyunuzdaki kimselerin kötü olması, sizlerin de kötü olacağını asla göstermez. Hepimiz Âdem aleyhisselamdan geldik. Dinimizde ırk üstünlüğü yoktur. Allah indinde üstünlük ancak takva iledir.

[Takva ehli olmak, Allah’tan korkup dinin emirlerine uymak ve yasak ettiklerinden kaçmak demektir.]


Güzel huy bir asalettir
Muteber olmayan bir kitapta diyor ki: (Asalet olmayınca, verilen terbiyenin fazla tesiri olmaz. Bakırı ne kadar silip parlatsanız, üç gün sonra gene kararmaya başlar. Sun’i parlaklık kısa bir zaman devam edebilir. Altın hiçbir zaman pas tutmaz. Silmezseniz bile parlaklığını yine muhafaza eder. Şu hadise, asaletin ne kadar önemli olduğunu açık bir şekilde göstermektedir.)

Kitap muteber olmadığı gibi, bu fikir de, Kur’an-ı kerime ve hadis-i şeriflere aykırıdır.
Bir kimse, asil bir aileye mensup olmasa da, güzel huylu ise, dindar ise, onun için güzel huyu ve dindarlığı asaletten çok kıymetlidir.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Güzel huy gibi asalet olmaz.) [İ.Mâce]

(Kadın, malı, güzelliği, asaleti ve dindarlığı için nikah edilir. Sen dindar olanı seç ki, maddi ve manevi nimete kavuşasın!)
[Buhari]

Nasihat ile asaletsiz insan da terbiye edilebilir. Onun için Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Nasihat et, nasihat müminlere elbette fayda verir.) [Zâriyât 55]

Asaletsiz olanı da terbiye etmek mümkün olmasaydı, Peygamber efendimiz, (Ahlakınızı güzelleştirin) buyurur muydu? (İbni Lâl)

Hazret-i Lokman’a sordular:
- Edep, asalet, mal ve ilimden hangisi daha üstündür?
- Edep asaletten, ilim maldan hayırlıdır.

Oğlu, Hazret-i Lokman’a sorar:

- En iyi haslet nedir?
- Dindar olmaktır.

- Peki babacığım, bu haslet iki olursa?
- Dindarlık ve mal sahibi olmak.

- Üç olursa?
- Dindarlık, mal ve hayâ.

- Dört olursa?
- Dindarlık, mal, hayâ ve güzel ahlak.

- Beş olursa?
- Dindarlık, mal, hayâ, güzel ahlak ve cömertliktir.

- Altı olursa?
- Oğlum, bu beş haslet kimde olursa, o kimse takva ehli, temiz bir kimsedir, Allahü teâlânın dostudur, şeytandan uzaktır.

En şerefli kimseler
Kur’an-ı kerimde ise mealen buyuruluyor ki:
(Allah indinde en şerefliniz, takva ehli olanınızdır.) [Hucurât 13]
[Takva ehli olmak, Allah’tan korkup dinin emirlerine uymak ve yasak ettiklerinden kaçmak demektir.]

Resulullah efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem buyurdu ki:
(Bir kızın küfvünü [dengini] bulunca, hemen evlendiriniz!) [Tirmizi]

Görülüyor ki, kadını, kızı küfvü ile evlendirmek lazımdır. Küfv, erkeğin soyda, malda, din işlerinde ve şerefte kadına uygun olması demektir. Küfv demek, zengin olmak, maaşı çok olmak demek değildir. Küfv olmak, erkeğin salih Müslüman olması, namaz kılması, içki içmemesi, yani İslamiyet’e uyması ve nafaka kazanacak kadar iş sahibi olması demektir. Erkeğin, yalnız zengin olmasını, apartman sahibi olmasını isteyenler, kızlarını felakete sürüklemiş, Cehenneme atmış olurlar. Kızın da namaz kılması, başı, kolu açık sokağa çıkmaması lazımdır.