ARA
SORULARLA İSLAMİYET / SUAL-CEVAB

Şefaat istemek

Sual: (Resulullah’tan şefaat beklemek, şirkin en kötüsüdür. Şefaat istemekle, kimden kime sığınıyoruz? Peygamberden şefaat istemek, Allah’ın azabından peygambere sığınmak demektir. Şefaat istemenin ne kadar çirkin bir şirk olduğunu buradan anlamalıdır) diyenler oluyor. Şefaat istemek Allah’ın emri değil midir? Allah şirki emreder mi hiç?
CEVAP
Bu, İslam düşmanlarının bir iftirasıdır. Âyet-i kerimelerde olduğu gibi, hadis-i şeriflerde de şefaatin hak olduğu bildiriliyor:
(Kıyamette ilk şefaat eden ben olacağım.) [Müslim]

(Bütün Peygamberler şefaat edecektir.) [Buhari]

(Kıyamette Peygamberler, sonra âlimler ve şehidler şefaat eder.) [İbni Mace, Deylemi]

(Kıyamette Allahü teâlâ, “Melekler, Peygamberler ve salihler şefaatlerini yaptılar. Bundan sonra benim büyük rahmetim kaldı” buyurur.) [Buhari]

Eshab-ı kiram da, Peygamber efendimizden şefaat talep etmiştir. Hazret-i Enes, (Yâ Resulallah, bana kıyamet gününde şefaat eder misin?) deyince, Peygamberimiz, (İnşallah şefaat ederim) buyurmuştur. (Tirmizi)

Eshab-ı kiramdan Sevad bin Karib hazretleri de, Resulullahın yanında okuduğu bir şiirde şöyle demiştir:
(Sen, Peygamberlerden Allah’a vesile kılınmaya en layık olanısın. Mahşer günü Sevad bin Karib’e de şefaât eyle!) [Beyheki, İbni Abdilberr, İbni Hacer]

Görüldüğü gibi, Eshab-ı kiram da, Resulullah’tan şefaat istemiştir. Allah’ın ve Resulullah’ın şefaat emri için (Allah’tan peygambere sığınmak olur) demenin ne kadar çirkin bir iftira olduğunu bu vesikalar göstermektedir. Üç âyet-i kerime meali de şöyledir:

(Rahman olan Allah’ın nezdinde söz ve izin alanlardan başkası şefaat edemez.) [Meryem 87] (Bu âyet, Allahü teâlânın izin verdikleri şefaat edecek başkaları edemez diye açıkça bildiriliyor.)

(Sadece Allah’ın dilediği ve razı olduğu kimselere şefaat etmesi için izin verilen, göklerde nice melekler vardır.) [Necm 26] (Görüldüğü gibi melekler de şefaat edebiliyor. Allah’tan meleğe mi sığınılıyor?)

(Bütün şefaatler Allah’ın iznine bağlıdır.) [Zümer 44] (Demek ki çok şefaat edecekler vardır ki, hepsi de Allahü teâlânın izniyle şefaat edeceklerdir.)

Bütün müfessirler, muhaddisler ve fakihler gibi, dört mezhep imamı da şefaatin hak olduğunu bildirmişlerdir. Bütün âlimlerin en büyüğü olan İmam-ı a’zam hazretleri, (Peygamberler, âlimler ve salihler, günahkârlara şefaat edecektir) buyurdu. (Fıkh-ı ekber)

Bu kadar vesikaya rağmen, şefaat istemeye şirk demek, ya koyu cahilliktir veya büyük sapıklıktır.

Allah katında şefaatçi
Sual: (Onlar, Allah’ı bırakarak, kendilerine fayda da, zarar da veremeyen taptıkları putlar için, “Bunlar, Allah katında bizim şefaatçilerimizdir” derler. Allah onların ortak koştukları şeylerin hepsinden münezzehtir) mealindeki 18. âyeti, Allah’a yaklaşmak için peygamberleri veya evliyayı aracı, şefaatçi kabul etmenin şirk olduğunu göstermiyor mu?
CEVAP
Âyet-i kerimede putlara tapmanın şirk olduğu bildiriliyor. Ehl-i sünnet Müslümanları putlara tapınan müşriklere benzetmek ne kadar çirkindir!

Puta tapınanlar müşrik olduğu için, müşriklerin bu sözleri, kendilerini şirkin cezasından kurtarmaz. Allahü teâlânın sevgili kulları olan peygamberleri ve evliya zatları vesile yaparak dua etmek şirk değildir.

Bir kimse, birini kasten öldürse, mahkemede, doğru olarak (Bunu öldürmeyi düşünmemiştim. İnsan öldürmenin suç olduğunu da biliyordum) dese de cezası verilir. Cezası, bu sözleri için değil, adam öldürdüğü için verilmiştir. Suçsuz birisi de, bu sözleri söylese, bunun bir düşmanı, bunu mahkemeye verip, (Bu sözleri söylemiş olana ceza vermiştiniz. Buna da ceza verin!) dese, buna ceza verilmez, çünkü bu öteki gibi konuşmuşsa da, kimseyi öldürmemiştir.

İşte kâfirlerin Cehenneme gitmeleri de, bu sözleri söyledikleri için değil, Allahü teâlâdan başka şeylere tapındıkları içindir. Putlara tapmasalardı, Allahü teâlâya hiçbir şeyi şerik koşmasalardı müşrik olmazlardı.

Müşriklerin hâlini bildiren bu âyet-i kerimeyi gösterip de, müminlere kâfir denemez. Çünkü müşrikler, Allahü teâlânın varlığını bilseler de, Lât, Menat ve Uzza denilen heykellere ve meleklere tapınıyor, onların tapınmaya hakları olduğuna, her istediklerini Allahü teâlâya yaptıracaklarına inanıyorlar. Bu inançla onlara secde ediyor, onlar için kurban kesiyor ve adak yapıyorlar. Bunlar elbette şirktir.

Müslümanlar ise, Resulullah’a ve Evliya zatların ruhlarına kurban kesmez. Allahü teâlâ için keser. Sevabını evliya zatların ruhuna gönderir. (Şefaat yâ Resulallah) demek, (Yâ Resulallah, seni çok seviyorum, çünkü Allahü teâlâ seni sevmeyi emrediyor. Seni sevdiğim için, Allahü teâlâ beni senin şefaatine kavuştursun) demektir. Bunu kısa söylemek, Kur’an-ı kerimdeki, (Köye sor!) âyet-i kerimesine benzemektedir. Köyden kasıt, köylü olduğu gibi, (Şefaat yâ Resulullah) demek de, Allahü teâlâ, beni senin şefaatine kavuştursun demektir. (F. Bilgiler)

Bütün şefaatler Allahü teâlânın izniyle gerçekleşir.