ARA
SORULARLA İSLAMİYET / SESLİ
Sual: Sayısız iyilikleri, cami yaptırmak gibi ibadetleri ve insanlığa büyük hizmetleri olan çok cömert bir kâfir, zulüm ve işkence görüp, mazlum olarak öldürülse, Cennete gitmez mi?
CEVAP
Cennete girmenin şartlarının ne olduğunu, Allahü teâlâ açıkça bildirdi. Cennete gitmenin şartı imanlı, yani Müslüman olmaktır. İmanlı olmayan, yani kâfir olan Cennete giremez. Kâfirlerin gideceği ve sonsuz kalacağı yer Cehennemdir. Sayısız âyet-i kerimeden birkaçının meali şöyledir:
(Kâfirlerin cami yapmaları ve diğer bütün [iyi] işleri, boşa gidecek, Cehennemde sonsuz kalacaklar.) [Tevbe 17]

(İmansızın ameli boşa gider.)
[Maide 5]

(Ehl-i kitap
[Yahudi ve Hıristiyan] olsun, müşrik olsun, bütün kâfirler Cehennem ateşindedir, orada ebedi kalırlar.) [Beyyine 6]

Üç hadis-i şerif meali de şöyle:
(Cennete ancak Müslüman girer.) [Buhari]

(İmanı olmayan Cennete girmez.) [Tirmizi]

(Bana inanmayan Yahudi ve Hıristiyan, mutlaka Cehenneme girer.)
[Hakim]

Şu halde, bir kâfir haksız olarak, işkence ile, zulüm ile öldürülse, bütün dünyaya hizmet etse, Cennete giremez.

Bazıları da, (Çok temiz olan, yalan dolan bilmeyen, hırsızlık etmeyen, yol köprü, çeşme gibi insanlığa hizmet eden kâfirler de var. Bunlar da mı Cennete girmeyecek) diyorlar. Cennete girmenin çaresini, yolunu; Cennetin, Cehennemin ve kâinatın sahibi olan Allahü teâlâ bildirdi. Bizim istememizle kimse Cennete veya Cehenneme girmez. Zengin-fakir, zenci-beyaz, köylü-şehirli, kadın-erkek, temiz-kirli, tembel-çalışkan, cimri-cömert, cahil-bilgin, zalim-mazlum benzeri hiçbir ayrım yapılmaz. Sadece imanlı ve imansız ayrımı yapılır. Yani Müslüman olan Cennete girer, ebedi nimetlere kavuşur. İmansız olan da, Cehenneme gider, ebedi azaba maruz kalır.

İnsanların Cennete veya Cehenneme gitmelerinin, şehit olup olmamalarının hangi şarta bağlı olduğunu dinimiz açıklamıştır. Biz kurtulduk, onlar yandı dememeli. Beraber kurtulalım, beraber Allahü teâlânın rızasına kavuşalım demek gerekir.


Allahü teâlânın rahmeti
Sual:
(Şirke girmemiş, fakat zulümle ölmüş Hıristiyanların bir nevi şehit olduklarını söylemek âyet ve hadislere aykırı değildir. Çünkü Allah’ın rahmeti her şeyi kuşatmıştır) sözü uygun mudur?
CEVAP
Bu söz, dinimizdeki dört delile [Kur’ana, sünnete, icmaya ve kıyas-ı fukahaya] aykırıdır. Şirke girmemiş Hıristiyan demek, Müslüman bir kâfir demektir. Kâfirse Müslüman denmez, Müslümansa kâfir denmez. Bu söz, necasete [pisliğe], temiz necaset demeye benzer. Yani temiz necaset denmez, temiz ise, o zaman necaset değildir. Hıristiyan gayrimüslimdir, kâfirdir. Her kâfir şirke girmiştir. Şirke girmemiş olana gayrimüslim veya Hıristiyan denmez, o Müslümandır. Şirke girerse kâfir olur. Hangi Hıristiyan Amentü’deki altı esasın hepsine inanıyor ki?

Hıristiyanlarla aramızdaki inanç farklılıkları çok ise de birkaçını bildirelim:
1- Biz bir Allah’a inanırız. Onlar üç ilaha inanırlar. Hazret-i İsa’ya tanrının oğlu ve tanrı diyorlar.

2-
Onlar tanrı gökte derler, biz Allah’ı mekandan münezzeh biliriz.

3-
Biz semavi kitapların hepsine inanırız, onlar, Kur’ana inanmazlar.

4-
Biz bütün Peygamberlere inanırız, onlar, Muhammed aleyhisselama inanmazlar.

5-
Biz hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna inanırız, onlar, (Tanrı kötülükleri takdir etmez) derler.

Amentü’ye inanmayan Cennete gider mi? Rahman, dünyadaki her mahluka acıyan, Rahim, ahirette yalnız müminlere acıyan demektir. Allahü teâlânın rahmeti, şefkati dünyada müminlere ve kâfirlere, herkese birlikte yetiştiği halde, ahirette kâfirlere merhametin zerresi bile yoktur. İşte üç âyet-i kerime meali:
(Kâfirlerin cami yapmaları ve diğer bütün [iyi] işleri, boşa gidecek, Cehennemde sonsuz kalacaklar.) [Tevbe 17]

(Bunlara ahirette yalnız Cehennem vardır. Emekleri ahirette boşa gider.)
[Hud 15, 16]

(Kâfirlerin dünyada yaptıkları iyi işler, çölde görünen seraba benzer.) [Nur 39]

Doğru iman [Ehl-i sünnet itikadı] şöyledir:
Allah’ın azabından emin olmamak, rahmetinden de ümit kesmemek. Onun sevdiklerini sevmek, sevmediklerini de sevmemek. Hazret-i Zekeriyya şöyle övülüyor:
(Korku ile ümit arasında dua ederdi.) [Enbiya 90]

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Müslüman havf ve reca [korku ile ümit] arasında bulunursa, Allahü teâlâ, ona umduğunu verir ve korktuğundan onu emin kılar.) [Tirmizi]

(İmanın temeli Müslümanı sevmek ve kâfiri sevmemektir.)
[İ.Ahmed]

(İmanın efdali Allah için sevgi, Allah için buğzdur.) [Taberani]

Cenab-ı Hak, Hazret-i İsa’ya buyurdu ki:
(Yer ve göklerdekilerin ibadetlerini yapsan, dostlarımı sevmedikçe ve kâfirlere düşmanlık etmedikçe, hiç faydası olmaz.) [K.Saadet]


Allah’ın azabı çok şiddetlidir
İslamiyet, ifrat ve tefritten [aşırılıklardan] uzak bir dindir. Allahü teâlânın rahmeti bol olduğu gibi azabı da şiddetlidir.

Hep Allah’ın azabından bahsedip insanları korkutmak doğru olmadığı gibi, hep Allah’ın rahmetinden bahsedip azabından hiç bahsetmemek de yanlıştır. Mümin, ikisi arasında olmalıdır! Yaşarken, havfı, ölürken recası daha fazla olmalıdır! Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Kullarıma haber ver ki, ben gafururrahim olduğum gibi, azabım da çok acı, çok şiddetlidir.) [Hicr 49-50]

(Allah’ın azabı şiddetlidir.)
[Bekara 211, Yunus 70, Rad 6,13, 34, Taha 127, Mümin 22, Haşr 7]

(Allah’ın azabının şiddetli olduğunu bilebilselerdi!) [Bekara 165]

(Elbette azabım çok şiddetlidir.) [İbrahim 7]

(İşte o gün, hükümranlık çok merhametli olan Allah’ındır. Kâfirler için de pek çetin bir gündür. O gün, zalim kimse ellerini ısırıp, “Vay başıma gelene, keşke Peygamberin yoluna uysaydım da falancayı
[bâtıl yoldakini] dost edinmeseydim.) [Furkan 26-28]

(Allah ve Resulüne karşı gelen, bilsin ki Allah, azabı şiddetli olandır.)
[Enfal13]

(Kurtuluşa erenler, Allah’a ve Resulüne itaat edip Allah’tan korkan ve sakınanlardır.) [Nur 52]

(İşlediklerinin cezası olarak, artık az gülüp, çok ağlasınlar.)
[Tevbe 82]

(Allah katında en kıymetliniz, Ondan çok korkup sakınanınızdır.) [Hucurat 13]

(Allah’tan nasıl korkmak gerekiyorsa, öylece korkun.)
[Al-i İmran 102]

(Sizden öncekilere de, size de Allah’tan korkmanızı tavsiye ettik.) [Nisa 131]

Müminun suresinin, (Rablerinin huzuruna çıkacaklarından kalbleri korku ile çarpar) mealindeki 60. âyetinde bildirilen kimselerin hırsız mı, zani mi olduğu sorulunca, Peygamber efendimiz buyurdu ki:
(Bunlar, namaz, oruç ve zekat gibi ibadetlerini yerine getirdikleri halde “acaba ibadetlerimiz kabul olmadı mı” diye korkan kimselerdir.) [Tirmizi]

Yine buyurdu ki:
(Allah korkusu, her hikmetin başıdır.) [Taberani]

Dört delile aykırı olarak, "Mazlum olarak ölen Hıristiyanlar şehittir. Çünkü Allah’ın rahmeti her şeyi kuşatmıştır" deniyor. Halbuki âyet-i kerimede, (Rahmetim her şeyi kaplamıştır) buyurulduktan sonra, ([Rahmetim] Allah’tan korkup, haramlardan kaçan, zekatlarını veren ve âyetlerimize inananlar içindir) buyuruluyor. (Araf 156) Bundan sonraki âyette de, (Ümmi Peygamberime (Resulullaha) uyanlar için) buyuruyor. Bektaşi gibi yarısını gizlemekle, Hıristiyanlar Cennete mi gidecektir? Onlar âyetlerimize (Kur'ana) ve ümmi Peygambere (Muhammed aleyhisselama) inanıyorlar mı? (Allah indinde hak din ancak İslam’dır) mealindeki âyetlere inanıyorlar mı? İnansalar zaten Hıristiyanlıkta kalmazlar. İnanmayan Hıristiyan kâfiri, şehit olur mu hiç?

Netice:
İslamiyet sadece bize gelmedi, bütün insanlara geldi, yani Müslüman olarak bizim tekelimizde değildir. İslamiyet ortada bir nimet gibidir. Kim olursa olsun, bunu inanıp, beğenip, kabul edene Müslüman denir. Kabul etmeyene kâfir denir. Kabul edip, bu imanla ölenler Cennete gidecektir. Kabul etmeyip, bu imansızlıkla yani kâfir olarak ölenler Cehenneme gidecektir. Bu, bizi yaratan Allahü teâlânın takdiridir. Bu ilahi takdirin aksini savunmak yani değiştirmek, hiçbir insanın elinde değildir. Bizim veya başkasının istemesiyle kimse Cennete de girmez, Cehenneme de girmez. Allahü teâlâ ne bildirmişse, elbette öyle olur.

Her Müslüman Allah’a inanır. Allahü teâlâ Kur'an-ı kerimde mealen buyuruyor ki:
(Allah indinde hak din ancak İslam’dır.) [Al-i İmran 19]

(Sizin için din olarak İslam’ı beğendim.) [Maide 3]

(İslam’dan başka din arayan, bilsin ki, o din asla kabul edilmez.) [Al-i İmran 85]

(Allah’a ve Resulüne inanmayan [kâfir olur] kâfirler için de çılgın bir ateş hazırladık.) [Feth 13]

(Allah’a itaat edin, Peygambere itaat edin. İşlerinizi boşa çıkarmayın.) [Muhammed 33]

(Ey iman edenler, Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin! Onlar, [İslam düşmanlığında] birbirinin dostudur. Onları dost edinen de onlardan [kâfir] olur. Allahü teâlâ, [kâfirleri dost edinip, kendine] zulmedenlere hidayet etmez.) [Maide 51]

(Müminler, kâfirleri dost edinmesinler! Onları dost edinenler, Allah’ın dostluğunu bırakmış olur.)
[Al-i İmran 28]

(Sen, onların dinine uymadıkça, Hıristiyanlar ve Yahudiler senden hoşnut olmazlar. De ki "Doğru yol, ancak Allah’ın
[bildirdiği İslamiyet] yoludur.") [Bekara 120]