ARA
SORULARLA İSLAMİYET / SESLİ
Sual: Batılı âlimler Kur’an-ı kerim hakkında ne demişlerdir?
CEVAP
Kur’an-ı kerim hakkında garplı meşhur âlimler, edipler, hayranlıklarını daima izhar etmişlerdir:

Dünyanın meşhur ediplerinden olan Goethe (1749-1832), Kur’an-ı kerim hakkında (West-Östlicher Dîvân = Batı-Doğu Dîvânı) adlı eserinde şu sözü söylemiştir:
(Kur’anın içinde pek çok tekrarlar vardır. Onu okuduğumuz zaman, bu tekrarlar bizi usandıracak sanılıyor. Fakat biraz sonra, bu kitap bizi kendisine çekiyor. Bizi hayranlığa ve sonunda, büyük saygı ve hürmete götürüyor.)

Goethe’den başka birçok meşhur fikir adamları da, Kur’an-ı kerime hayran olmuşlardır. Birkaçını daha tanıtalım:

Prof. Edouard Monté, (Allah’ın birliğini en temiz, en yüksek, en kutsal ve inandırıcı ve başka hiç bir din kitabının üstün gelemiyeceği bir dil ile anlatan kitap, Kur’an-ı kerimdir)
demektedir.

Kur’an-ı kerimi Fransızcaya çeviren Dr. Maurice, (Kur’an-ı kerim insanlığa hediye edilen din kitaplarının en güzelidir) demektedir.

Gaston Karr, (İslam dininin kaynağı olan Kur’anda, cihan medeniyetinin dayandığı bütün temeller bulunmaktadır. O kadar ki, bugün bizim medeniyetimizin Kur’an-ı kerimin bildirdiği temel Hükümler üzerine kurulduğunu kabul etmemiz lazımdır) demektedir.

Bir İngiliz rahibi olan Beoworth-Smith, (Muhammed ve Muhammede bağlı olanlar) isimli eserinde, (Kur’an, üslup temizliği, ilim, felsefe ve hakikat mucizesidir) diye yazmaktadır.

Marmaduke Pisthali ise, Kur’an-ı kerim için, (En taklit olunmaz bir ahenk, en sağlam bir ifade! İnsanları ağlamaya veya sonsuz muhabbet ve aşka sevk eden bir kudret!) ifadesini kullanmıştır.

Gibbon, (Roma İmparatorluğunun Çökmesi ve Yıkılması) adlı eserinde şunları söylüyor:
(Kur’an-ı kerim, Allah’ın birliğini ispat eden en büyük eserdir.)

Tarihe meşhur bir kumandan, aynı zamanda bir devlet adamı olarak geçen Fransa imparatoru birinci Napoléon (Napolyon) (1769-1821), Cherfils’in, (Bonaparte et İslam) ismindeki eserinden aynen alınan ifadesinde şöyle demektedir:
(Öyle zannediyorum ki, yakında bütün dünyanın aklı başında kültürlü insanlarını biraraya toplayarak bir hükümet kurmak ve bu hükümeti [Kur’anda yazılı olan esaslara göre] idare etmek imkanını bulacağım. Ancak Kur’anda yazılı olan esasların doğruluğuna inanıyorum. Bunlar, insanları bahtiyarlığa götürecektir.)

Dünyanın tanıdığı en büyük ilim adamlarından biri olan İskoçyalı Thomas Carlyle (1795-1881), bir konferansında şöyle demiştir:
(Kur’an-ı kerimi okudukça, onun sıradan bir edebî eser olmadığını, hemen his edersiniz. Kur’an-ı kerim, kalbden gelen ve diğer bütün kalblere hemen nüfûz eden bir eserdir. Diğer bütün eserler, bu muazzam eser yanında, çok sönük kalır. Kur’an-ı kerimin göze çarpan ilk karakteri, onun doğru ve mükemmel ve yol gösterici, dürüst bir rehber olmasıdır. Bence, Kur’an-ı kerimin en büyük meziyeti budur. Bu meziyet diğer birçok meziyetlere de yol açmaktadır.)

Bunların yanında birçok garplı filozof, ilim ve siyaset adamları, Kur’an-ı kerimden, büyük bir hürmet, büyük bir takdir, büyük bir hayranlıkla bahsetmektedirler. Fakat bunlar, Kur’an-ı kerimi, Allah kitabı olarak değil, Muhammed aleyhisselamın yazdığı büyük ve kıymetli bir eser olarak kabul etmektedirler. Eğer böyle olmasaydı, bütün bu hayranların Müslüman olmaları icap ederdi.

Bakınız, meşhur Fransız şairi Lamartin bile:
(Hazret-i Muhammed [aleyhisselam], bir yalancı Peygamber değildir. Çünkü O, kendisinin Allah tarafından yeni bir dini yaymak için seçildiğine inanıyordu) demektedir.

Bu da, şunu gösterir:
Garplı ilim adamları, Muhammed aleyhisselamın yalancı olmadığını, fakat Onun kendi karihasından [zekasından] gelen Kur’an-ı kerimi Allahü teâlânın vahyi zan ettiğini ileri sürüyorlar. Onlara göre Muhammed aleyhisselam, yalan söylemiyordu. Hakikaten kendisini Peygamber zan ediyor ve ağzından çıkan sözlerin, Ona Allahü teâlâ tarafından gönderildiğine inanıyordu.

Halbuki Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:

(Kulumuza
[Resule] indirdiğimizden [Allah’tan geldiğinden] bir şüpheniz varsa, iddianızda doğru iseniz, Allah’tan gayri şahitlerinizi [bilginlerinizi] de yardıma çağırıp, haydi onun benzeri bir sure meydana getirin! Bunu yapamazsınız, asla yapamıyacaksınız da.) [Bekara 23, 24]

(De ki: Bu Kur’anın bir benzerini ortaya koymak üzere insanlar ve cinler toplanıp, birbirine destek de olsalar, yemin olsun ki yine de benzerini ortaya koyamazlar.)
[İsra 88]

(Eğer Kur’an, Allah’tan başkasından gelmiş olsaydı, içinde pek çok tutarsızlık
[tenakuz, çelişki] bulunurdu. Bunu düşünemiyor musunuz?) [Nisa 82]

(Kur’anı
kendisi uydurdu mu diyorlar? De ki: O halde Allah’tan gayri çağırabildiklerinizi [yardıma] çağırın da siz de onun gibi uydurulmuş on sure getirin.) [Hud 13]

(Kur’an, eşi benzeri olmayan bir kitaptır. Ona önünden, ardından
[hiçbir yönden, hiçbir şekilde] bâtıl gelemez [hiçbir ilave ve çıkarma yapılamaz. Çünkü] O, kâinatın hamd ettiği hüküm ve hikmet sahibi Allah tarafından indirilmiştir.) [Fussilet 41-42]

(Müşrikler istemeseler de, İslam dinini diğer bütün dinlerden üstün kılmak için resulü Muhammed aleyhisselamı, [sebeb-i hidayet olan] Kur’an ve İslam dini ile birlikte gönderen Allahü teâlâdır.) [Saf 9]

(Bütün dinlerden üstün kılmak üzere, peygamberini, hidayet ve hak din İslam ile gönderen Odur. Şahid olarak Allah yeter.)
[Feth 28]