Şiirlerle Menkıbeler
İlk tebliğ vazifesi    İlk vahiy geldiyse de Hira’da kendisine,

Daha sonra kesilip, hiç gelmedi üç sene.

 

Bu arada İsrafil adındaki bir melek,

Bazı şeyler öğretti Ona bazan gelerek.

 

Üç senenin sonunda, bir gün Hira dağından,

İnerken ses işitti gökyüzü tarafından.

 

Yukarı baktığında Cibril’i gördü yine.

Oturmuştu nurani bir kürsü üzerine.

 

Korkuya kapılarak, evine vasıl oldu.

Ve (Beni bir şey ile örtün!) diye buyurdu.

 

O zaman Hak teâlâ, Müddessir suresinden,

Bir kaç ayet gönderip, buyurdu ki mealen:

 

(Ey örtüye bürünen Peygamber, bu vahiyle,

Kalk da korkut kavmini Allah’ın azabiyle.

 

İman etmezler ise, kendilerine de ki:

Azaba uğrarsınız bu yüzden elbette ki.)

 

Bu emir gelir gelmez Allah’ın Habibi’ne,

Başladı insanları islama davetine.

 

Cibril aleyhisselam, vahiy getirdiği an,

Bir insan suretinde gelirdi çoğu zaman.

 

Sahabe’den vardı ki (Dıhye) nam güzel bir zat,

O zatın suretinde gelirdi hem de bizzat.

 

Bazan ilka ederdi, görünmeden kalbine.

Bazan da rüya ile söylerdi Ona yine.

 

Bazan da, dehşet saçan uğultuyla gelirdi.

Vahy’in en ağırı da, böyle gelenler idi. 

 

Allah’ın Habibi’nin, o vahiy geldiği an,

Terler dökülür idi, o mübarek alnından.

 

Vahy’in ağırlığından, deve yere çökerdi.

Gören sahabiler de, bunu hissederlerdi.

 

İlk vahy’in gelmesiyle, tebliğ vazifesine,

Başlayıp, bu tebliği sürdü yirmiüç sene.

 

Peygamber Efendimiz, ümmî idi esasen.

Yani ders görmemişti ömründe hiç kimseden.

 

Hiç kitap okumamış, bir yazı yazmamıştı.

O, Mekke’de doğmuş ve orada yaşamıştı.

 

Böyle olduğu halde, Tevrat’ta ve İncil’de,

Hatta Yunan ve Roma devirleri içinde,

 

Yazılmış kitaplarda bulunan bilgilerden,

Haber verdi hem dahi geçmiş hadiselerden.

 

Rum, İran, Habeşistan hükümdarlarına da,

Mektup yazıp gönderdi, dini tebliğ babında.

 

Sair sultanlara da, mektuplar göndermişti.

Huzuruna, altmıştan fazla elçi gelmişti.

 

Bu babta, Rabbimiz de, Kitabında esasen,  

Şöyle buyurmaktadır bir ayette mealen:

 

(Sen bu Kur’an-ı kerim gelmeden daha ilkin, 

Bir kitap okumamış, yazı yazmamış idin.

 

Okur yazar bir kimse olsa idin sen eğer,

Başkasından öğrendin derler idi kâfirler.)

 

Yine Necm suresinde buyurur ki mealen:

(O, hiçbir şey konuşmaz asla kendiliğinden.

 

Onun bütün sözleri, elbet vahiy iledir.

Ona, her yapacağı, vahiyle bildirilir.)

DİĞER İÇERİKLER