Şiirlerle Menkıbeler
Ebu Talib’in vefatı    Sevgili oğulları (Kasım) ile (Abdullah),

Vefat ettiklerinde, üzüldü Resulullah.

 

Onların vefatına olmuşken çok muzdarip,

Peşinden, hastalandı amcası (Ebu Talip).

 

Bunu duyan Kureyşli müşrikler dediler ki:

(Ebu Talip hastaymış, ölebilir de belki.

 

Gerçi o, Muhammed’i himayede çok gayret,

Ettiyse de, biz yine eyleyelim ziyaret.

 

Zira Arabistan’da, insanlar gurup gurup,

İmana geliyorlar, islamiyet’i duyup.

 

Hamza gibi, bir dengi ve emsali olmayan,

Ve yine Ömer gibi, çok güçlü bir pehlivan,

 

Muhammed’e uyarak, müslüman oldular hep.

İslam kuvvetleniyor her tarafta ruz-ü şeb.

 

Müminlerin sayısı, gün be gün çoğalıyor.

Ve onların sesleri, bir âlemi tutuyor.

 

Bu vaziyete göre, ya biz Ona uyarız,

Yahut da, gerekecek cenge hazırlanmamız.

 

Gidip Ebu Talib’e edelim de bunu arz.

O bulsun aramızı, yoksa bu, böyle olmaz.

 

Taarruz etmeyelim bizler Onun dinine.

O dahi saldırmasın badema bizimkine.)

 

Böylece konuşarak müşriklerden bir gurup,

Gelip, Ebu Talib’in yastığına oturup,

 

Dediler: (Biliyoruz senin büyüklüğünü.

Ve kabul ediyoruz mutlak üstünlüğünü.

 

Korkarız senden sonra, bizim ile Muhammed,

Uğraşır da, arada devam eder husumet.

 

Geldik, barıştırasın, bizi birbirimizle,

Ve artık uğraşmasın Muhammed dinimizle.)

 

Ebu Talip, Resul’ü davet edip yanına,

Kureyş’in teklifini, arz etti aynen Ona.

 

Resulullah buyurdu: (Ey Kureyş, eğer ki siz,

Bana, bir tek kelime söyleyiverirseniz,

 

Siz hakim olursunuz Arab’a bu diyarda.

Size boyun eğerler, Arab olmayanlar da.)

 

Ebu Cehil dedi ki: (O kelime ne ise,

On mislini söyleriz, yeter ki bildir bize.)

 

Buyurdu: (La ilahe illallah söyleyiniz.

Ve bir de taptığınız putları terk ediniz.)

 

Müşrikler, (Bunu kabul edemeyiz) diyerek,

Bir hışımla kalkarak, ettiler o yeri terk.

 

Ebu Talip dedi ki: (Onlardan istediğin,

Gayet yerinde idi, doğruyu söylediydin.)

 

Resul, Ebu Talib’in söylediği bu sözden,

Ümitlenip ve ona buyurdular ki hemen:

 

(La ilahe illallah de bir defa ey amca!

Ki, şefaat edeyim, ahirete varınca.)

 

Dedi: (Onu söylersem, benim için der ki halk:

Ölümden korkusundan iman etti muhakkak.

 

Beni, böyle diyerek ayıplamalarından,

Korkuyorum) dedi ve mahrum oldu imandan.

 

Öleceği sırada birşeyler dedi, fakat,

(İşitmedim!) buyurdu onu Fahr-i kainat.

DİĞER İÇERİKLER