ARA
HİKMET EHLİ ZATLAR BUYURUYOR Kİ
Dünya sevgisi ve ölüm
Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Dünya sevgisi, para, mal, şöhret sevgisi, her çeşit günahtan daha büyüktür; çünkü Peygamber efendimiz, (Dünya sevgisi bütün günahların başıdır) buyuruyor.

Dünya, lehv ve lab yani oyun ve eğlence, kibir, ziynetlenmek, çok mal ve evlatla iftihar etmektir. Onun için, şu iki şey, servetle şöhret felakettir. İnsanlar ise bu iki felaketin peşinde koşarlar. Bilmezler ki, bunlar ele geçse de, huzura kavuşmaları mümkün değildir.

Hazret-i Ali buyuruyor ki:
(İnsanın parası arttıkça düşmanı artar, ilmi arttıkça dostu artar.)

Hepimiz ahirete gidiyoruz. Herkes değişik vasıtalarla gidiyor. Şu an bir gemide olduğumuzu düşünelim. Biz oturuyoruz; gemi hareket halinde gidiyor, yola devam ediyor. Ecel bizi bekliyor; vakti gelen inecek ve yenileri binecek.

Kabristana gitsek, dün hep beraber olduğumuz, ayrılmayı hiç hatırımızdan bile geçirmediğimiz kimseler hepsi oradadır.

Eğer bir şey muhakkak olacaksa, onu olmuş bilmelidir. Unutmayalım, gün olacak, bir gün kabristan dolacak, ya bu yıl, ya seneye veya takdir ne zamansa, başkaları oraya geldiğinde bize de Fatiha okuyacaklar.

Kabirdeki köpek
Allah adamlarından birisi bir rüya görür. Rüyada, kabristanda dolaşırken, kabrin biri çöker, kabrin içinde elleri, alnı ve dizleri yanık bir gençle yanında bir köpek görür.

Merak edip gence sorar:
— Bu yanık izleri neyin nesidir?
Genç cevap verir:
— Ben namazlarımı muntazam kılmazdım. Şimdi burada kızgın sac üzerinde namaz kıldırıyorlar. Yanık izleri bundandır.
— Ya bu yanındaki köpek neyin nesi?
— Bu benim annemdir.
— Böyle olmasına sebep nedir?
— Babam cömertti. Yemek yedirmeyi çok severdi. Bunun için eve sık sık misafir getirirdi. Annem de, her misafir getirişinde babama kızar, onu çok üzerdi. Bu davranışından dolayı, Cenab-ı Hak, bu hâle soktu.

Allah dostu, ikisinin de haline üzülür. Gence dua eder, yanık izleri ve sıkıntısı kaybolur. Sonra annesine dua eder, köpek silkinerek kadın şeklini alır.

Kadın oğluna, (Bu zat kimdir?) diye sorar. Genç, (Misafirimiz) deyince, (Babanın dünyada getirdiği misafirler yetmedi de, şimdi de senin misafirlerinle mi uğraşacağım?) diye bağırır. Bunun üzerine, kadın tekrar eski layık olduğu hâle döner.

İmam-ı Ahmed Rabbani Hazretleri

1563 yılında Hindistan'ın Serhend (Sihrind) şehrinde doğdu. İmam-ı Rabbani ismiyle tanınmıştır. İmam-ı Rabbani, Rabbani âlim demek olup, kendisine ilim ve hikmet verilmiş, ilmi ile amel eden, ilim ve amel bakımından eksiksiz ve kâmil, olgun âlim demektir. Hicri ikinci bin yılının müceddidi (yenileyicisi) olmasından dolayı Müceddid-i elf-i sani, ahkam-ı İslamiye ile tasavvufu birleştirmesi sebebiyle, Sıla ismi verilmiştir. Hazret-i Ömer'in soyundan olduğu için, Faruki nesebiyle anılmış, Serhend şehrinden olduğu için de oraya nisbetle, Serhendidenilmiştir.   Devamını Oku

Devamını Oku

İmam-ı Azam Ebu Hanife Hazretleri

Ehl-i sünnetin reisidir. Fıkıh bilgilerini, Ehl-i sünnet itikadını topladı. Yüzlerce talebesine öğretip, kitaplara geçirilmesine sebep oldu. Müslümanlar tarafından kağıt imali bunun zamanında başladı.
Derin ilmi, keskin zekası, aklı, zühdü, takvası, hilmi, salahı ve cömertliği yüzlerce kitaplara yazılıp anlatılmıştır. Talebesi pek çok olup, büyük müctehidler, âlimler yetiştirdi. Ehl-i sünnetin yüzde sekseni Hanefi mezhebindedir.
Asıl adı Numan’dır. 80 (m. 699) senesinde Kufe’de doğup, 150 [m.767]’de Bağdat’ta şehid edildi.   Devamını Oku

Devamını Oku

Seyyid Abdülkâdir-i Geylânî Hazretleri

Büyük İslâm âlimlerinden ve evliyânın en meşhûrlarından. Künyesi Ebû Muhammed’dir. Muhyiddîn, Gavs-ül-a’zam, Kutb-i Rabbanî, Sultân-ı evliyâ, Kutb-i a’zam, Bâz-ül-Eşheb gibi lakâbları vardır. 470 (m. 1077) senesinde İran’ın Geylân şehrinde doğdu. Bu sebeple de Geylânî denilmiştir. 561 (m. 1166)’de 91 yaşında iken Bağdad’da vefât etti.

Devamını Oku

Devamını Oku

Yavuz Sultan Selim Han

İslâm halîfelerinin yetmişdördüncüsü ve Osmanlı pâdişâhlarının dokuzuncusu. İkinci Bâyezîd Hân’ın oğlu, Sultan Süleymân Hân’ın babasıdır. Hilâfeti, Osmanlı pâdişâhlarına bağlayan padişahtır. 875(m. 1470)’de Amasya’da doğdu. 920(m. 1514)’de Çaldıran’da İran şahı İsmâil-i Safevî’yi mağlub ederek, bozuk inanışlarının yayılmasını önledi. Böylece İslâmiyete büyük hizmet etti. 923(m. 1517) senesinde Mısır’ı aldı. Haremeyn-i şerîfeyn de ele girmiş oldu. Hutbelerde ismini; “Mekke ve Medine’nin hizmetçisi” diye okuttu. Son Abbasî halîfesi olan, Ya’kûb bin Müstemsik-billah’dan mukaddes emânetleri alarak halîfe oldu.    Devamını Oku

Devamını Oku

Şeyh Şamil Hazretleri

Meşhûr Kafkas kahramanı, âlim ve velî. Rusların, Kafkasya’da ortadan kaldırmak istediği İslâmiyeti, tekrar ihyâ etmek, yaymak için uğraşan, Kafkas-Rus mücâdelesinin en unutulmaz siması ve düzenli Rus ordularını dize getiren büyük mücâhid. 1212 (m. 1797) senesinde Dağıstan’ın Gimri köyünde doğdu. Babası Muhammed, ona Ali ismini verdi. Küçük yaşta ağır bir hastalığa yakalanan Ali’ye, âdetlerine uyarak, Şâmil ismini de verdiler ve o isimle çağırmaya başladılar.
Devamını Oku

Devamını Oku

Fatih Sultan Mehmet Han

İstanbul’u fetheden Osmanlı sultânı. Din ve fen bilgilerinde âlim, kerâmetler sahibi ve velî. 835 (m. 1432) senesinde Edirne’de doğdu. Babası altıncı Osmanlı Pâdişâhı Murâd Hân olup, annesi Hümâ Hâtun’dur. Fâtih Sultan Mehmed Hân. Önce Manisa’da sancak beyi oldu. Ondört yaşında babasının yerine ilk defa pâdişâh oldu. 855 (m. 1451) yılında kesin olarak Osmanlı tahtına oturdu, İstanbul’u fethetti. 886 (m. 1481) yılında vefât edip, Muhyiddîn Ebü’l-Vefâ hazretleri tarafından kıldırılan cenâze namazından sonra, İstanbul’da yaptırdığı Fâtih Câmii’nin bahçesindeki türbesine defnedildi.    Devamını Oku

Devamını Oku